İçeriğe geç
  1. Uzmanlar
  2. Fatma İzel ŞAHİN KAYA
  3. Blog Yazıları
  4. Öfke de NEDİR, duygu mu yoksa davranış mı?

Öfke de NEDİR, duygu mu yoksa davranış mı?

Öfke de NEDİR, duygu mu yoksa davranış mı?

Öfke; bir kişinin engellenme, saldırıya- haksızlığa uğrama, incinme, değersiz hissetme, üzülme ve duygularının bastırılması gibi durumlar karşısında olaya veya kişiye karşı geliştirdiği doğal ve evrensel bir duygu türüdür! Öfkenin bastırılması gereken bir durum olduğu düşüncesi terk edilmeli, bir duygu olduğu farkına varılmalı ve de diğer tüm duygularımız gibi öfkenin de yaşanması gerektiği unutulmamalıdır. Ancak burada önemli olan öfkemizin bizi yönetmesine ve esir almasına izin vermemek, çevremizdeki kişilere, eşyalara ve diğer canlılara zarar vermeden duygularımızı yaşamayı öğrenek ya da öğrenmek için çalışıyor olmaktır. Bu süreç kolay olmaya bilir ama çabalamaya devam etmek her zaman sonuç getirecektir 😊

Unutmamalıyız ki, düşüncelerimiz duygularımızı oluşturduğu gibi sahip olduğumuz duygularımız da davranışlarımızı oluşturmakta ve ortaya sergilenen bir eylem çıkarmaktadır. Bu durumda öfke duygusunu yaşayan birinin öfke davranışları sergilemesi kaçınılmazdır ve zaten kaçmama ya da bastırmaya da çalışılmamalıdır. Ancak burada önemli olan bu davranışların şiddetinin ve sıklığının dikkate alınması ve kişinin her duygusuna hâkim olabilmesi gerektiği gibi öfke duygusunu da sağlıklı şekilde yönlendirebilen biri olabilmesidir.


Peki günlük hayatımızda sıklıkla karşımıza çıkabilen öfke davranışlarına örnekler nelerdir?

  • Bir olay sonrası olaydan sorumlu tutulsun ya da tutulmasın herhangi bir kişiye bağırmak, söylenmek ya da hakaret etmek. Bazen içten içe mırıldanmak şeklinde de görülebilmektedir.
  • Çocuklarda çok sık gördüğümüz öfke davranışlarda; bağırarak ağlamak, kendini yere atmak, yerde tepinmek ve çığlık atmaktır. Bu durum bir süre sonra kendisine ya da bakım veren kişiye zarar verme şeklini de içine katar hale gelebilmektedir.
  • Kişinin etrafındaki bir eşya/nesneye, kendisine ya da karşısındaki kişiye zarar vermesi de görülmektedir.
  • Etrafındaki tüm her şeyi dağıtmak ya da yere atmak, kırmak.
  •  Etrafındaki kâğıt ya da fotoğrafları yırtmak gibi.
  •  Ağlamak
  •  Kişinin el ya da bacaklarında titreme hissetmesi
  •  Kişinin kalp ritminin hızlanması ve nefes alıp verişinin artması

Yukarıda belirtilen bazı maddeler gibi birçok öfke duygusunun davranışsal belirtisinden bahsetmek mümkündür. Eminim sizlerin de okurken kendinizde ya da yakınınızda olduğunu düşündüğünüz maddeler olduğu gibi bu da var şu da var dediğiniz olmuştur. Peki bu öfke davranışlarını kontrol edilebilir sınırda tutmak için nelere dikkat etmek gerekmektedir?


Öfke kontrolü için ne yapılabilir?

  • Derin derin nefes al- ver tekniği uygulanabilir.
  • Derin derin nefes al- ver tekniği çocuklar için 10 parmak nefes egzersizi olarak kullanılabilir. 10 parmağını da mum gibi düşünerek açan çocuk her bir mumu teker teker söndürmeye çalışmalıdır. Bu sayede çocuğun derin bir şekilde nefes alıp vermesi sağlanır. Burada tüm mumların bir kerede değil, teker teker söndürülmesi gerektiği unutulmamalıdır.
  • Anda kalabilmek, ana odaklanmak için beş duyumuzun gücünden faydalanılabilir. ( Örneğin, etraftaki mavi, kırmızı renklere odaklanmak, etraftan gelen sesleri dinlemek, etraftaki kokulara dikkatimizi vererek hissetmeye çalışmak gibi. )
  • Öfkelenmeye sebep olan olay ya da kişiyi kâğıda yazmak- ister sadece isim olarak ister iseniz uzun uzun yazabilirsiniz- ve ardından kâğıdı yırtarak ya da buruşturularak çöpe atmak ve bu süreçte öfkeye odaklanarak kâğıt ile birlikte öfke duygusunu küçültüp çöpe attığınızı hayal etmek öfkeyi var olan puan düzeyinden 1-2 puan aşağı indirme konusunda yardımcı olacaktır. ( Ayrıca kağıdı yırtmak yerine yakmak ya da suya atmakta kullanılabilir bir tercihtir. )
  •  İçinizde biriken öfkeyi ve enerjiyi olumlu şekilde boşaltmak için spor ya da egzersiz yapılması denenebilir. Burada çok öfkeli iken kendinizi fiziken sakatlayabilecek sporların yapılmasından kaçınılması gerektiği için en uygun olan spor olarak koşu tercih edilebilir.
  •  Kişinin öfkelenmesine sebep olan olay ya da kişiyi sürekli düşünmek yerine o konu ile ilgili düşünce saatleri egzersizi oluşturabilirsiniz. ( Örneğin akşam saat 21.00’de bu konuyu detaylı düşünüyor olacağım ama şimdi tüm gün bu konunun ve öfke duygumun aklıma gelerek günümü olumsuz etkilemesine izin vermeyeceğim diyerek düşünceleri ve beraberindeki duyguları belirli bir zaman sınırına çekmek, bir süre devam edildiğinde etkili olacak bir tekniktir. )
  • Tüm bu maddelere rağmen öfkenizi kontrol etmek ile ilgili sorun yaşadığınızı düşünüyorsanız bir ruh sağlığı uzmanından destek almayı deneyebilirsiniz.


Öfke duygusunu yaşayan kişinin karşısında nasıl olmak gerekir?

  • Kişiyi sakince dinleyebilirsiniz.
  •  Kişi ile konuşurken sen dili yerine ben dili ile konuşabilirsiniz. ( Sen dili suçlayıcı bir dil iken ben dili sağlıklı şekilde kendinizi ifade edebileceğiniz bir dildir. Bu konuda zorlandığınızı düşünüyorsanız, destek alabilirsiniz. )
  •  Öfke anında kişi ile tartışmaya girmekten kaçınmak oldukça önemlidir. Öfke, bilişsel olarak kişinin sağlıklı düşünebilme mekanizmasını zayıflatacağı için bu süreçte konuşmaya çalışmak sağlıklı bir tercih değildir.
  • Öfkelenen kişinin sessiz bir ortama gidip olaydan ya da kişiden uzaklaşmasını ve derin nefes almasını sağlayabilirsiniz.
  •   Kişi sakinleştiği ve rahatladığı zaman kişinin hissettikleri üzerinde detaylıca konuşabilirsiniz. Unutulmamalıdır ki, aksi halde konular havada kalacak ve daha büyük bir kriz olarak karşınıza gelecektir. ( Ben dili ile konuşulması unutulmamalıdır!)
  •   Tüm bu maddelere dikkat edilmesine rağmen etkili bir çözüm bulunamaması halinde bir ruh sağlığı uzmanından yardım almayı deneyebilirsiniz.

 

Eğer, sizler de öfke duygunuzu sağlıklı şekilde yönetemediğinizi düşünüyor ve bunun nasıl yapılacağı konusunda destek almayı istiyorsanız yardım almaktan lütfen çekinmeyin. Bir ruh sağlığı uzmanına danışmak ve aklınızdaki soruları sormak isterseniz bana buradan ulaşabilir, istediğiniz zaman takvimdeki uygunluk durumuna göre randevu oluşturabilirsiniz.


Sevgi ve Sağlıcakla...

FATMA İZEL ŞAHİN

UZMAN PSİKOLOG & AİLE DANIŞMANI


Kaynakça:

1.     HEEGAARD, M.E. (2019). Öfkemi Kontrol Etmeyi Öğreniyorum. İstanbul: İletişim Yayınları.

2.     Pdr Tube (2022)


 

Yayınlanma: 06.04.2023 13:02

Son Güncelleme: 06.04.2023 13:06

#öfke#öfkeyönetimi#öfkekontrolu#öfkenedir#gelişim psikolojisi#psikoloji#duygular
Psikolog

Fatma İzel

ŞAHİN KAYA

Uzman Psikolog

(*)(*)(*)(*)(*)9 Yorum
Kişilerarası İletişim Problemleri
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Evlilik Öncesi Danışmanlık
+8
Uzmanınla dilediğin yerden görüş:
Psikolog Merkezi: Online Seans

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...
Uykuya Dalmakta Zorluk ve Düşüncelerle Baş Edememe: Zihin Gece Neden Susmaz?

Uykuya Dalmakta Zorluk ve Düşüncelerle Baş Edememe: Zihin Gece Neden Susmaz?

Gün boyu yoğun bir tempo içinde ilerlerken çoğu zaman düşüncelerimizi fark etmeyiz. İş, okul, sorumluluklar, sosyal ilişkiler ve günlük telaş zihni meşgul eder. Ancak gece yatağa uzandığımızda dış dünya sessizleşir, dikkat dağıtan uyaranlar azalır ve gün içinde bastırdığımız düşünceler daha görünür hale gelir. Birçok kişi tam da bu noktada uykuya dalmakta zorlandığını, zihninin durmadığını ve düşüncelerle baş edemediğini ifade eder.“Yatağa giriyorum ama aklım susmuyor.”“Uyumam gerektiğini biliyorum ama sürekli bir şeyler düşünüyorum.”“Geçmişte olanları, gelecekte olacakları düşünüp duruyorum.”Eğer siz de buna benzer bir süreç yaşıyorsanız yalnız değilsiniz. Uykuya dalma güçlüğü çoğu zaman yalnızca uyku problemi değildir; zihinsel yükün, stresin ve duygusal yorgunluğun bir yansıması olabilir.Gece Düşünceler Neden Artar?Bunun temel sebeplerinden biri gün içinde sürekli aktif olan zihnin, gece ilk kez durma alanı bulmasıdır. Gün boyunca ertelenen kaygılar, çözümlenmemiş meseleler, pişmanlıklar veya gelecek planları sessizlikte daha belirgin hale gelir.Ayrıca gece saatlerinde beden yorulmuş olsa da zihin hâlâ alarm halinde olabilir. Özellikle stresli dönemlerde beyin, dinlenme moduna geçmek yerine tehdit taramasına devam eder. Bu da kişinin gevşeyememesine ve uykuya geçişte zorlanmasına neden olur.Bazı kişilerde ise şu düşünceler döngüyü artırır:“Yarın erken kalkacağım, hemen uyumalıyım.”“Yine uyuyamayacağım.”“Uyumazsam yarın mahvolurum.”“Neden normal insanlar gibi uyuyamıyorum?”Bu düşünceler anlaşılır olsa da farkında olmadan performans baskısı yaratır. Uyku doğal bir süreçken, kontrol edilmesi gereken bir görev gibi algılanmaya başlar.Düşüncelerle Savaşmak Neden İşe Yaramaz?Çoğu kişi uyuyabilmek için düşünmemeye çalışır. Ancak zihin baskıyla susturulamaz. “Bunu düşünmeyeceğim” demek, çoğu zaman o düşüncenin daha sık gelmesine neden olur. Buna psikolojide paradoksal etki denir.Örneğin size “beyaz bir ayıyı düşünmeyin” denildiğinde zihninizde ilk canlanan şey genellikle beyaz ayıdır. Aynı şekilde “kaygılanmayacağım” veya “şimdi susmalıyım” baskısı da zihinsel gerginliği artırabilir.Bu nedenle hedef, düşünceleri zorla durdurmak değil; onlarla ilişkinizi değiştirmek olmalıdır.Uyku Öncesi Zihni Rahatlatmak İçin Sağlıklı Yaklaşımlar1. Gün İçinde Zihne Alan AçınBazı kişiler gün boyu kendine hiç durma alanı tanımaz. Duygular bastırılır, sorunlar ertelenir, zihinsel yük birikir. Gece ise hepsi bir anda gelir.Gün içinde kısa duraklamalar vermek, düşünceleri yazmak, kendinize “şu an ne hissediyorum?” diye sormak gece zihinsel taşmayı azaltabilir.2. Düşünce Defteri KullanınYatmadan 1–2 saat önce aklınıza gelenleri bir kâğıda yazın. Yapılacaklar listesi, endişeler, yarına bırakılan işler, zihni meşgul eden meseleler… Yazmak zihne şu mesajı verir: “Bunu unutmayacağım, şu an taşımasına gerek yok.”Bu yöntem özellikle sürekli plan yapan veya unutmaktan korkan kişilerde oldukça rahatlatıcı olabilir.3. Uyumaya Çalışmak Yerine Gevşemeye OdaklanınUyku doğrudan zorlanarak elde edilemez. Ancak beden gevşediğinde ve tehdit algısı azaldığında uykuya geçiş kolaylaşır.Bu nedenle yatakta “uyumalıyım” baskısı yerine şu yaklaşım daha işlevseldir:“Şu an sadece dinleniyorum. Uyku gelirse gelir.”Bu küçük zihinsel değişim performans baskısını azaltabilir.4. Bedeni SakinleştirinZihin ve beden birbiriyle bağlantılıdır. Beden gerginse zihin de alarm halinde olabilir. Uyku öncesi uygulanabilecek bazı yöntemler:Yavaş ve derin nefes egzersizleriKas gevşetme çalışmalarıBeden tarama farkındalığıLoş ışıkta sakin bir rutin oluşturmaTelefon ve yoğun uyarandan uzaklaşmaAmaç kusursuz bir rutin değil, bedene güvenlik hissi vermektir.5. Düşünceleri Gerçek Gibi Değil, Zihinsel Olay Gibi GörünGece gelen her düşünce gerçek değildir. Bazıları sadece yorgun beynin ürettiği senaryolardır.Örneğin:“Yarın kesin berbat geçecek.”“Hayatım kontrolden çıkıyor.”“Ben asla düzelmeyeceğim.”Bu cümleleri gerçek kabul etmek yerine şöyle yaklaşabilirsiniz:“Şu an zihnim kaygılı senaryolar üretiyor.”“Bu bir düşünce, gerçeklik kanıtı değil.”“Yorgunken zihnim daha karamsar olabilir.”Bu farkındalık düşüncelerin etkisini azaltabilir.Ne Zaman Destek Alınmalı?Bazen uyku sorunu geçici bir stres dönemine bağlı olabilir. Ancak şu durumlarda profesyonel destek faydalı olabilir:Haftalardır uykuya dalamamaGeceleri yoğun kaygı yaşamaGün içinde yorgunluk, dikkat dağınıklığıSürekli zihinsel yorgunluk hissiUyku nedeniyle yaşam kalitesinde düşüşDüşüncelerle tek başına baş edememe hissiUyku problemi çoğu zaman çözümsüz değildir. Doğru destekle hem zihinsel yük hem uyku düzeni iyileşebilir.Uykuya dalmakta zorlanmak ve gece düşüncelerle baş edememek çoğu zaman yalnızca bir uyku problemi değildir. Genellikle zihinsel yorgunluğun, stresin, bastırılmış duyguların veya uzun süredir taşınan yüklerin bir yansımasıdır. Gün içinde ertelenen kaygılar ve çözümlenmemiş meseleler, gece sessizlikle birlikte daha görünür hale gelebilir. Bu nedenle kendinize “Neden uyuyamıyorum?” diye öfkelenmek yerine “Zihnim bana ne anlatmaya çalışıyor?” diye sormak daha şefkatli ve işlevsel bir yaklaşım olabilir.Uyku, zorla gerçekleştirilen bir performans değildir. Ne kadar kontrol etmeye çalışılırsa bazen o kadar uzaklaşabilir. Bu noktada amaç düşünceleri tamamen susturmak değil, onlarla kurulan ilişkiyi değiştirmektir. Bedeni sakinleştirmek, gündüz stres yönetimine alan açmak, zihni rahatlatan rutinler oluşturmak ve gerektiğinde profesyonel destek almak süreci kolaylaştırabilir. Düzenli uyku saatleri oluşturmak, ekran maruziyetini azaltmak ve kendinize gün içinde dinlenme alanları tanımak da destekleyici olabilir.Unutulmamalıdır ki zaman zaman herkes zor dönemlerden geçebilir ve bu dönemlerde uyku etkilenebilir. Bu durum başarısızlık ya da güçsüzlük göstergesi değildir. Eğer uyku sorunu uzun süredir devam ediyor, yaşam kalitenizi etkiliyor veya tek başınıza baş etmekte zorlanıyorsanız destek almak önemli bir adımdır. Doğru yöntemlerle zihin sakinleşebilir, beden gevşeyebilir ve uyku yeniden doğal akışına kavuşabilir. Sabırlı ve istikrarlı adımlar çoğu zaman düşündüğünüzden daha etkili sonuçlar yaratır. .
Begüm KALFE 29.04.2026

Ne Zaman Psikolojik Destek Almalıyım?

Psikolojik destek,yaşamın her evresinde her bireyin edinmesi gereken oldukça önemli bir hizmet. Nasıl ki barınma, beslenme, dinlenme gibi temel fizyolojik ihtiyaçlarımızı karşılıyorsak ruhsal ihtiyaçlarımızın da karşılanması gerekiyor. İnsanoğlu gündelik yaşam içerisinde pek çok psikolojik etkenle bir arada yaşıyor. Özellikle metropollerde maruz kalınan psikolojik uyaranlar çok daha fazla.Ekonomik güçlükler, trafik, işsizlik, şiddet, iletişim aksaklıkları, travmatik olaylar, kazalar, saldırılar, hastalıklar insanları olumsuz etkiliyor. Pek çok olumsuz etkene doğrudan veya dolaylı olarak maruz kalıyoruz. Sosyal medya, televizyon gibi kaynaklar da global düzeyde pek çok olumsuzluğa maruz kalmamıza neden oluyor. Bugün bulunduğumuz noktadan dünyanın bir başka ucunda gerçekleşmiş bir olaydan etkilenebiliyoruz. Dolayısıylapsikolojik destekihtiyaçlarımız da artıyor.Kişisel yaşam, akademik başarı ve kariyer gelişiminden başlayarak pek çok alan ve konuda insanlar psikolojik hizmetlere başvuruyor. Bu sayede sorunlar kronikleşmeden veya performansı ketlemeden ihtiyaç duyulan önlemler alınmış oluyor.Pek çok birey kendini ifade edebilmek ve dinlenebilmek için bir uzmanla konuşmak istiyor. Konuşmak, objektif ve yargısız bir yaklaşımla dinleniyor olmak kişiye kendini iyi ve güvende hissettiriyor.Artan önemine ve duyulan ihtiyaca rağmen psikolojik hizmetlerle ilgili önyargılar da hala devam ediyor.Psikolojik destekbaşvuruları çoğunlukla destek ihtiyacı kaçınılmaz hale geldiğinde yapılıyor. Psikolojik desteğe başvuran bireyler belki yıllardır baş etmeye çalıştıkları yaşantısal problemleri destek sayesinde kısa sürede atlatmak istiyor. Oysa yıllarca ötelenmiş bir ihtiyacın istenilen düzeyde karşılanabilmesi de zaman gerektiriyor.Zamanında destek alınması ise sorunlar oluşmadan önleyici müdahale sağlıyor. Bu açıdan psikolojik danışmanlık hem önleyici hem de iyileştirici rol oynuyor.Stres ve problemler de herkesin hayatında etkilidir. Ayırıcı kriter, kişinin stresin üstesinden gelip gelemediğidir. Halledemediğini bildiği halde, ‘kendim hallederim / kendim halletmeliyim’ düşüncesi genellikle kişiyi psikoterapiye başvurmaktan alıkoyar. Problem devam ettiğinde, ciddiyetini, etki alanlarını koruduğunda ve kişi sorunların üstesinden gelemediğinde beklenen sonuçlar ortaya çıkar: Hayat kalitesinde bozulmalar, aile ve sosyal ilişkilerde zedelenmeler, iş performansında kötü yönde etkilenmeler başlayabilir. Kişi yaşadığı problem ile başa çıkabilmek için madde ve / veya alkol kullanımına yönelebilir. Hatta uzun süren problemlerin içinde kişi kayıplarının farkında bile varmadan kötüleşen hayat tarzına alışabilir.Hastalığı olan ya da duygusal bazı zorluklar yaşayan kişiler etiketlenme korkusuyla da çoğu zaman profesyonel yardıma başvurmazlar. Hastalığı nedeniyle toplum tarafından küçümseneceğini, dışlanacağını düşünürler. Psikoterapi veya ilaç tedavisine başlasalar bile önerilen tedaviyi uygulamazlar. Bu da sorunların zamanla kronikleşip daha da ağır hale gelmesine sebep olur.Genellikle kronik problemler duygusal rahatsızlıklara yol açmaktadır. Böyle durumlarda kişi hem devam eden problemlerde hem de rahatsızlığın getirdiği sıkıntılarla ve yol açtığı kısıtlılıklarla uğraşmak zorunda kalır. Hiçbir çıkış yolu olmadığının düşünüldüğü ve psikiyatrik rahatsızlıkların eşlik ettiği durumlarda ise ciddi kayıplar yaşanabilmektedir. Dolayısıyla kişinin kendinin tanıması ve ne zaman kendini aşan bir problemle karşılaştığını ve yardım alması gerektiğini bilmesi gerekir.SeanslarTerapinin hedeflerini ve ne sıklıkta ne kadar görüşüleceğini danışan ve psikolojik danışman birlikte planlar. Çoğu seans haftada 1 kez yapılır ve yaklaşık 1 saat sürer. Psikoterapi acil durumlara yönelik kısa dönemli olabileceği gibi daha karmaşık, çoktandır devam eden sorunlara dönük uzun dönemli de planlanabilir. Bireysel, aile, çift ve grup terapileri şeklinde gerçekleştirilebilir. Psikoterapi hayatın her dönemi için yetişkinler, çocuklar ve ergenler için profesyonel bir destek ve tedavi yoludur.Gizlilik İlkesiHastanın izni olmadan danışanın durumunu, anlattıklarını başka şahıslarla paylaşmamak psikoterapinin en temel ilkesidir. Normal şartlarda terapi ilişkisi özgün, içten ve profesyonel bir ilişki olarak planlanır. Terapi ilişkisinin bu niteliklerini bozacak sosyalleşmeler, samimi ve fiziksel yakınlıklar, çıkar ilişkileri psikoterapinin temel değerleriyle uyuşmaz.İlaç mı Psikoterapi mi?İnsanların zihninde ilaçla mı terapiyle mi iyileşecekleri konusunda bir karmaşa olabilir. Birçok psikolojik rahatsızlığın tedavisinde ilaç tedavisi ve psikoterapinin birleşimi tek başına kullanılmalarından çok daha iyi sonuç verir. Bu, hastanın terapistine danışarak alacağı ortak bir karardır.Şu durumlarda psikolojik destekalmalıyız;15 gün ve dahauzun süren depresyon, çöküntü, moral bozukluğu gibi hallerden çıkmak istediğinizde,Yaşama enerjinizin tükendiğini hissettiğinizde,Bütün temelvaroluşsal sorunlarınız da, kimlik ile ilgili kafa karışıklıklarında kendinizi yeniden gözden geçirmek için,Takıntılı düşünce ve davranışlardan kurtulmak için,Yaşamınızı zehirleyen, engelleyen, bloke eden her türlü korkuve endişeylebaş etmek için,Yaşamkalitenizi yükseltmek,üretken ve verimli bir yaşama geçmek için,Dikkat ve konsantrasyon ile ilgili problemlerlebaşa çıkmakistediğinizde,Kendinizi daha iyi ve daha yakından tanımak ve potansiyellerinizi keşfetmek istediğinizde,Evlilik hayatınızla ilgili sorunların çözümü için,Öz güveninizi arttırmak, kendinizi gerçekleştirmek ve yaşamda başarıyı yakalamak istediğinizde,Çocuklar ve ergenlerle ilgili sorunların çözümü için,İlişkilerle ilgili yaşadığınız her tür sorunu çözümlemek için,Karşı cinsle ilişkilerde, kaliteyi arttırmak için,Boşanma öncesi ve sonrası danışmanlık almak için,Cinsellikle ilgili her türlü soru ve sorunun çözümü için ve daha birçok problemin çözümü için psikolojik destek alınabilir.Psikolojik hizmetlere başvurmak için spesifik bir problem yaşıyor olmaya gerek yok. Duygu, düşünce ve bunların etki ettiği davranışlar üzerine konuşmak için de destek alınabilir. Ancak çoğunlukla destek talebi psikolojik sorunlar kaçınılmaz bir hal aldığında yapılır. Kimi zaman bu belirtiler kişinin kendisini rahatsız eder. Kimi zamansa belirtiler çevre tarafından fark edilir ve kişi bir uzmana yönlendirilir.Bazen hem kişi hem de çevre durumun farkındadır. Kimi bireyler psikolojik hizmetlerden destek almakta son derece gönüllüdür, kimi bireylerse bu ihtiyacı göz ardı etmektedir. Durum hangisi olursa olsun destek alacak kişininpsikolojik destekalmaya gönüllü olması tedaviyi olumlu etkilemektedir.Depresyon, anksiyete, fobi, mani, dikkat eksikliği, travma, yas, boşanma gibi psikolojik problemlerde profesyonel destek alınmaktadır. Ancak psikolojik desteğe ihtiyaç duyulan çoğu problem erken müdahale ile önlenebilmektedir. Eğitimde, öğretimde, kariyer gelişiminde, iletişim ve sosyal becerilerde de psikolojik hizmetlerden faydalanılabilmektedir.
Merve AKCURA 31.01.2022