İçe Bakış, Kendine Varış

Kendine Sarılmak

Merhaba güzel kızım,

Nasılsın? Öyle herkesin sana sorduğu gibi öylesine bir soru değil bu kez, gerçekten nasılsın?

Sanmışlıkların, yanılmışlıkların, arayışların, bulamayışların, çıkmaz sokaklarda kayboluşların, kendi içine bir türlü varamayışların nasıllar? Nasıldı içinde öldürmeye çalıştığın saf küçük kızı toprak altında bırakmak? Başkaları için kendini hiçe saymaklar seni çokluğa götürdü mü?


Herkese iyi olmaya çalışmaların kendine nasıl da saf kötülük oldu. Kendinden verdin ama bak hiç kalmadın. Kendini hep erteledin, kendine hiç zamanın yoktu. Hayat zordu, yol uzundu ama yönünü yokuşlara çeviren sendin. Sen yaşamaya değil ancak ölmemeye gücü yeten o solgun çiçek değilsin. Başkalarına can olayım derken kendini susuz bırakma olur mu?


Şimdi içinde susan silahların sessizliği. Biten savaşın sükuneti, belki kuzuların sessizliği. Başkalarının savaşlarında kendini onlara siper etmeler bitti küçük savaşçım, artık kendi hayatın için savaşma zamanı. Sen savaş istemezsin bilirim. Ama en azından koşmasan da yürü olur mu. Hep mektuplar yazardın, mektuplar almak isterdin; nasıl da kendini unuttun. Posta kutum acaba çalındı mı, evimin yolları unutuldu mu diye düşündüğün zamanlarda kendi kapını kendi sözcüklerinle çalmayı ihmal etme olur mu.


Ben buradayım. Seni bekliyorum, seni arıyorum, seni inşa ediyorum.




Pervane


Yanmalar, sönmemeler... kül oldum bittim sandıkça, hep yeni baştan tutuşmalar... Gözlerin itfaiye ararken bir bardak suya muhtaç kalışlar... Sonra o bir bardak suda boğulmalar... Gördüğün her kıvılcıma yangın tüpüyle koşarken kendi yangınlarında küle karışmalar... O ateşe attığın odunları hatırlayıp yardım istemeye utanmalar... Yanabilen parçaları herkes yakabilir, ben de yanmasaymışım diye hissedilen suçluluklar... Kendi acılarına kendinden prangalı hissedişler... Dört yanın alevken içinde harlanan yangınlar... Bu yangını ben başlattım, ben söndürmeliyim baskısı.


Hiçkimse yandığını görmeyebilirmiş, herkes o yangına su tutmak istemeyebilirmiş. Aynı ateşlere pervane olunabilirmiş, bile isteye basılabilirmiş o sıcak küllere. Her ateş aynı yakmazmış herkesi. Her elde yokmuş yangın tüpü, herkesten yardım beklenmezmiş. Su kendinde olsa dahi dökmek zor gelebilirmiş.


Güzel kızım,

Bitmedi mi ateş böceği gibi pervane oluşların? Yetmedi mi ateşe gözün kapalı atlayışların? Nerede kaldı deneyimlendikçe akıllanmaların?




Günebaka-mayış


Günebakan penceresindeydi ve bahar bir türlü gelmek bilmezdi. Güneş gidince günlerim kara teslim olmuştu. Kendime giden yollar kapanmıştı. İçimdeki belediye çok iyi çalışmıyormuş meğer. Bir şeylerin yokluğunun grevi ve çalışanların süresiz izni. Ama güneşimi kendi içimden doğurmayı, kendi yolumu aydınlatmayı öğrendim. Meğer bahar, ben pencereden bakmayı reddederken de geliyormuş. Ne tuhaf değil mi aynı şehirde herkesin bir başka mevsimi yaşaması. Meğer güneş saydığım mum, yatsı gelince sönüvermiş.


Fark ettim ki ben en ufak parıltıya zamansız çiçekleniveren sonra da kar altında renkleriyle kalakalan ağaç dallarıydım. Ankara ayazında baharı bekleyen bir ağaç olmak çok zor. Ama bahar geldi artık. Çiçeklerin solmuşluğu susuzluktan değilmiş. Yanılmak her şeyi yeni baştan görecek gözlerin bahşedilmesi gibiymiş.

Geldim, gördüm, şimdi ışıldıyorum.



Ağaç Kadın


Hangi mevsimi yaşamaktayız? Güz olup yapraklarımızı mı döktük birer birer yoksa bahar olup çiçeklendik mi?


Hangi düşünce tohumları atıldı da nerelerde yeşerdik? Nerelere uzanır köklerimiz? Kaynağımızı en çok nerelerden alırız? Yağmur suları yeter mi susuzluğumuzu dindirmeye, tamah edenlerden miyiz yoksa düzenli bakım mı gerektiriyoruz? Başkalarını yeşertmek için kendini susuz bırakanlardan mıyız yoksa?


Daha yukarılara uzansın diye kollarımız, bizi budayan neler oldu yaşamımızda? Dallarımız ne zaman kahkahalara salıncak, başlara gölgelik oldu? Hangi gönül kuşlarına yuvayız, kimlere nefesiz?


Ahlat ağacı gibi şekilsiz miyiz, kaktüs gibi dikenli mi? Çam ağacıysak dört mevsim yeşil oluşumuz mu çarpar gözlere yoksa dört mevsim dikenli oluşumuz mu?


Toprak ana doğurgandır derler. Peki biz hangi yeniliklere gebeyiz? Hangi gelişmelerin tohumları saklı içerimizde?


İnsan doğadır, doğayla var olandır. Doğada saklı parçamızı, yine doğayla anlamlandıracağımıza inanmaktayım. Kendime nefes olurken başkalarına da nefes olabilmek niyetim, hepsi bu.


Kırılan Dallar Göğe Yarasıyla Uzanır


Tutunduğum dallar,

Tutunamadığım dallar,

Tutunduğumu sandığım dallar,

Tutunuyorken kırılan dallar;

Dallarımı kıranlar...

Oysa ben yalnız çocuklar salıncak kursun isterken

Kırılmış dal hüznüyle beni bırakanlar.

Beni budayanlar,

Budamak isterken tüm bağlarımı koparanlar...

Hayatla ve elbette kendimle.

Belki en çok da kendimle...

Oysa güçlenmem gerekirmiş,

Budanıp da göğün de göğüne uzanmalıymış gövdem.

Şimdi kendi gölgeme dahi uzanamaz dallarım.

Kırılan dallar göğe yarasıyla uzanır.

Yaramı soludum, göğsümde büyüdü.

Dalım;

Kırılan,

Yarasını dost belleyip de reçineyle tutturan.



Gönlümün Mavi Kuşu


Gönlümüzde saklı o mavi kuş...

Her adımımızda bizimle olan ancak herkesten sakladığımız. Ortaya çıkarsa ocağımıza incir ağacı dikeceğinden endişe ettiğimiz yüreğimizdeki mavi kuş hani. Ne kadar dışarı çıkmaya can atsa da yalnızca geceleri yalnız kaldığımızda özgür bıraktığımız, kanat çırpmasına göz yumduğumuz. Kaçıp gider de onsuz ne yaparız bilemediğimizden pencereleri sıkıca kapattığımız.


Yaşamın şavkıması sürsün diye gözlerimizde sakladığımız o mavi kuşun ölmesine izin vermeyelim.


“Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım.” dememek için belki.



Hangi müziğe kulak verip ritminde kanat çırpıyoruz? Yüzümüzü hangi yöne çevirip mavinin hangi tonunda süzülüyoruz?


Kanadımız mı kırıldı, yorgun mu düştük, rotamızı kaybettik de sonsuz mavilikte kendimizi mi yitirdik? Uzaklaşabileceğimiz yerlerde ayağımıza atılan düğümleri kördüğüm mü ettik? Bir kafesi gök belleyip üç karışa özgürlük mü dedik? Kanadımızı çırptığımızda çepeçevre kaygı ve korkularla sarılıp yerleri yurt mu edindik? Pişmanlık ve keşkeler kanadımızı kırdı da ev bellediğimiz kafesin eşiğinden mi geri döner olduk? Uçamayacağımıza inandık/ inandırıldık da kuş olduğumuzu, kanatlarımızın varlığını mı unuttuk?


Her neyse ve her nedense. Yer benmişim, gök benmişim. Uçmaklar kadar kalmaklar da bendenmiş. Uçmaklar içindeki açmazlar. Zaten uçmak, bazen de durup soluklanmaktır.


Bir kuşsam ve maviliğe aitsem kanatlarımın varlığını hatırlamam gerek. İçimdeki sese kulak, kendime el verip uçmayı seçiyorum. Ait olduğum mavilikte yola çıkıyorum bu sebepten.


Kendimden, kendime.

Maviliğe varmaklara değil; mavilikte yitirdiğim kendimi, mavilikte bulmaklara.

Yayınlanma: 30.11.2021 23:27

Son Güncelleme: 30.11.2021 23:27

#yalnızlık #kaygı#varoluş#anlam#sanat#farkındalık#psikoloji
Psikolog

Aslı Nurhan

SEÇİR

Uzman Psikolojik Danışman

(*)(*)(*)(*)(*)
50 Yorum
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Bağlanma Sorunları
Değersizlik / Boşluk Hissi
Kişilerarası İletişim Problemleri
İlişki / Evlilik Problemleri
+6
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

Flört Etmek İçin Kullanabileceğiniz Bazı Etkili Sorular ve Hap Bilgiler (Ekstra Tarihçesi)

Flört etmek insan ilişkilerinde önemli bir beceri ve deneyimdir. İnsanların birbirleriyle iletişim kurmasına, etkileşime girmesine ve bir bağ kurmasına yardımcı olabilir. İşte flört etmek için kullanabileceğiniz bazı etkili sorular:1. 🎨 Kişisel İlgilere Dayalı Sorular:🌟 Hobilerin nelerdir? Boş zamanlarında en çok ne yapmayı seversin?🌍 En sevdiğin seyahat deneyimi nedir?🎵 Hangi tür müzik dinlemeyi tercih edersin? Favori şarkın nedir?2. 🌈 Anıları Tetikleyen Sorular:👶 Çocukluğunda en sevdiğin anı hangisiydi?🏫 İlkokulda en çok neyle meşguldün?🦸‍♂️ Bir çocukluk kahramanın veya idolün var mıydı? Kimdi ve neden?3. 🔮 Gelecek Hakkında Sorular:🏡 İleride nerede yaşamak istersin? Neden?💼 Kariyer hedeflerin nelerdir? Hayalindeki iş nedir?🌟 Bir yıl içinde yapmak istediğin bir şey nedir?4. 🌌 Derin Düşüncelere Yol Açan Sorular:🌎 İçinde bulunduğumuz dünyada en çok neyi değiştirmek istersin?😱 En büyük korkun nedir?🙏 Hayatında en çok neye minnettar hissedersin?5. 🎉 Eğlenceli ve Hafif Sorular:💥 Bir süper gücün olsaydı ne olmasını isterdin?💃 En son ne zaman bir şeylerin tadını çıkararak dans ettin?🎬 Favori film karakterin kimdir ve neden?6. 💖 Kişilik ve Tutumla İlgili Sorular:🌸 Kendini bir mevsime benzetecek olsaydın, hangi mevsim olurdun?😊 Hayatında en çok neyden keyif alıyorsun?🤔 Birisi senin hakkında sadece bir şey öğrenebilecek olsa, ne olmasını isterdin?Flört etme konusunda ek bilgiler içeren birkaç öneri;1. Beden Dili: Flört etmenin önemli bir yönü, beden dilini doğru kullanmaktır. 🕺 Karşınızdaki kişinin beden dilini okumak ve kendi beden dilinizi de uygun şekilde kullanmak, iletişiminizi güçlendirebilir. 😊 Gülümseme, göz teması kurma, nazik dokunuşlar ve vücut pozisyonu, karşınızdaki kişiye ilginizi göstermenin ve onunla bağ kurmanın bir yoludur.2. Empati ve Dinleme: İyi bir flört etme becerisi, karşınızdaki kişinin duygularını anlamaya ve onları dinlemeye dayanır. ❤️ Empati kurmak ve karşınızdakini gerçekten dinlemek, ilişkinizin derinleşmesine ve daha anlamlı hale gelmesine yardımcı olabilir. 🎧 İlginç olanı, flört etmenin sadece konuşmaktan ziyade, dinlemeye de dayandığıdır.3. Mizah ve Espri: Mizah, flört etmenin hafif ve eğlenceli bir yanıdır. 😄 Uygun bir şekilde yapılan espri ve neşeli bir tavır, karşınızdaki kişiyle aranızda bir bağ kurmanıza ve samimiyetinizi artırmanıza yardımcı olabilir. 🃏 Ancak, her zaman uygun olmayan espri yapmaktan kaçının ve karşınızdaki kişinin sınırlarını aşmamaya özen gösterin.4. Samimiyet ve İçtenlik: Flört etmek, samimi ve içten olmayı gerektirir. 💖 Kendiniz olun, sahte bir persona yaratmaktan kaçının ve karşınızdaki kişiye gerçek duygularınızı ifade etmekten çekinmeyin. 🌟 İçtenlik, ilişkinizin derinleşmesine ve güvenin oluşmasına katkıda bulunabilir.5. Dikkat ve Özveri: Flört etmek, karşınızdaki kişiye dikkatinizi göstermenin ve ona değer verdiğinizi hissettirmenin bir yoludur. 🎁 Küçük jestler yapmak, özel günleri hatırlamak ve karşınızdaki kişinin ilgi alanlarına gerçek bir ilgi göstermek, ilişkinizi olumlu yönde etkileyebilir. 🌷Flört etme süreci, her iki tarafın da rahat hissetmesini sağlamak için nazik, anlayışlı ve saygılı olmayı gerektirir. 🤝 Karşılıklı iletişim kurmak, duyguları ifade etmek ve birbirinizi daha iyi tanımak için zaman ayırın. Unutmayın, her ilişki benzersizdir ve flört etme tarzınızı karşınızdaki kişiye göre ayarlamak önemlidir. 🌈Flört etmek aslında karşınızdaki kişiyi daha iyi tanımak ve onunla derin bir bağ kurmakla ilgilidir. Bu sorular, samimi bir iletişim kurmanıza ve birbirinizi daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir. Ancak, her zaman karşı tarafın rahat olduğundan emin olun ve sormadan önce onay alın. İyi flörtler ve keyifli sohbetler dilerim! 🌟TARİHÇEFlört etmenin tarihçesi, insan ilişkilerinin ve romantik bağların geçmişiyle yakından ilişkilidir. Flört etme kavramı, insanların birbirleriyle romantik veya cinsel ilişki kurma amacıyla samimi bir şekilde etkileşime girmelerini ifade eder. Bu, tarihin derinliklerine kadar uzanan bir olgu olsa da, modern anlamıyla flört etme kavramı daha yeni bir olgudur.Antik dönemlerden itibaren insanlar, potansiyel eşlerini seçerken çeşitli yöntemler kullanmışlardır. Ancak, tarih boyunca flört etmek gibi açık ve samimi bir sürecin belirgin bir şekilde tanımlandığı dönemler sınırlıdır. Ortaçağ Avrupa'sında, aristokratlar arasında kibarlık, nazik jestler ve aşk mektupları aracılığıyla romantik ilgi gösterme geleneği başladı. Ancak, bu tür eylemler genellikle ailelerin ve toplumun onayına bağlıydı ve genellikle evlilik amaçlıydı.ve 19. yüzyıllarda, flört etme kavramı daha belirgin bir şekilde ortaya çıktı. Bu dönemde, Batı toplumlarında romantizm ve aşk idealize edilmeye başlandı. Romantik şiirler, edebi eserler ve şarkılar aracılığıyla duygusal bağlar kurma ve ifade etme yaygınlaştı. Ancak, bu dönemde flört etmek hala genellikle evlilik amacıyla yapılıyordu ve evlenme amaçlı bir birlikteliğin ön koşulu olarak görülüyordu.yüzyılın ortalarından itibaren, flört etme kavramı daha serbest ve açık bir şekilde yaşanmaya başladı. Toplumda kadınların ve erkeklerin sosyal rollerinin değişmeye başlamasıyla birlikte, flört etme süreci de daha esnek hale geldi. 20. yüzyılın ikinci yarısında, gençler arasında flört etme kültürü yaygınlaştı ve gençlerin romantik ilişkileri keşfetme ve deneyimleme süreçleri daha belirgin hale geldi.Bugün, flört etme kavramı daha çeşitli ve dinamik hale geldi. İnternet ve sosyal medyanın yükselişiyle birlikte, insanlar potansiyel partnerleriyle çevrimiçi platformlar aracılığıyla tanışma ve iletişim kurma imkanına sahip oldular. Ayrıca, toplumda cinsiyet rollerinin ve ilişki normlarının değişmesiyle birlikte, flört etme süreci daha çeşitli ve bireyselleşmiş hale geldi.Sonuç olarak, flört etmenin tarihçesi, insan ilişkilerinin ve romantik bağların karmaşık ve sürekli değişen doğasını yansıtır. Flört etme süreci, zamanla evrilen toplumsal normlara ve kültürel değerlere bağlı olarak değişiklik göstermiş ve günümüzde hala aktif bir şekilde yaşanan bir olgu olarak varlığını sürdürmektedir.
Eray ARSLAN 18.04.2024

Esneme Davranışının Psikolojimiz İle İlişkisi

Esneme Davranışının Psikolojik ve Fizyolojik Temelleri1.GirişEsneme davranışını bir çok araştırmaya konu olmuştur.Esneme, insanlar ve birçok hayvanda gözlemlenen bir refleks davranıştır. Genellikle uyku öncesinde, sıkılma veya monotonluk sırasında ve uyanıklığın sağlanmasında ortaya çıkar. Ancak bu davranış, fizyolojinin ötesine geçerek psikolojik ve sosyal süreçlerle bağlantılıdır. Bu makalenin amacı, esnemenin psikolojiyle ilişkisini ve bu davranışın bireyler arası bağları nasıl etkilediğini anlamaktır.2.Esnemenin Fizyolojik ve Psikolojik Temelleri2.1. Fizyolojik MekanizmalarEsnemenin birincil fizyolojik amacı, beyne daha fazla oksijen sağlamak ve karbondioksit seviyesini dengelemektir. Ayrıca, bazı çalışmalar, esnemenin beyin sıcaklığını düşürmeye yardımcı olabileceğini ve bu sayede zihinsel uyanıklığı artırabileceğini öne sürer.2.2. Psikolojik SüreçlerDuygusal Durumlar:Stres, anksiyete ve depresyon gibi duygusal durumlar esnemeyi artırabilir. Özellikle stresli durumlarda, vücut bu refleksle zihni rahatlatmaya çalışır.Monotonluk ve Dikkat Düşüşü:Uzun süreli dikkat gerektiren durumlarda esneme, bir tür "dikkat yenileme" mekanizması olarak devreye girebilir.3.Sosyal Esneme: Empati ve BulaşıcılıkEsnemenin sosyal boyutu, psikoloji açısından önemli bir inceleme alanıdır.Empati ile Bağlantı:Bulaşıcı esneme, empati kapasitesiyle ilişkilendirilmiştir. Özellikle, yakın arkadaşlar, aile üyeleri veya sosyal bağın güçlü olduğu bireyler arasında daha sık görülür.Ayna Nöronlar:Bulaşıcı esnemenin, beynimizdeki ayna nöronların aktivasyonuyla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu nöronlar, başkalarının davranışlarını anlamamıza ve taklit etmemize olanak tanır.Araştırmalar, otizm spektrum bozukluğu olan bireylerde bulaşıcı esnemenin daha az gözlemlendiğini, bunun da empati düzeyleriyle bağlantılı olabileceğini göstermektedir.4.Duygusal Durumlar ve Esneme4.1. Stres ve KaygıStres altındaki bireylerde daha sık esneme gözlemlenebilir. Bu durum, beynin oksijen ihtiyacının artması ve stres hormonlarının etkisiyle açıklanabilir.4.2. DepresyonDepresyon gibi durumlarda, uyku düzenindeki bozulmalar ve düşük enerji seviyeleri esnemeyi artırabilir.4.3. Sıkılma ve MonotonlukMonoton veya ilgisiz bir ortamda esneme, zihinsel uyarılma ihtiyacının bir yansımasıdır. Beyin, bu refleksle daha fazla uyanıklık sağlamaya çalışır.5.Evrimsel Perspektif: Esnemenin KökeniEsnemenin evrimsel kökenleri, sosyal bağların güçlendirilmesi ve grup dinamiklerinin korunmasıyla ilişkilendirilmiştir. Örneğin:Grup Koordinasyonu:Bulaşıcı esneme, grup üyelerinin aynı anda uyanıklık ve dinlenme döngülerine geçmesini sağlayarak hayatta kalma avantajı sunabilir.Uyanıklık ve Tehdit Algısı:Esneme, beynin tehlikeye karşı uyanıklığını artıran bir mekanizma olabilir.6.Esnemenin Klinik ÖnemiEsneme davranışı, bazı psikolojik ve nörolojik bozuklukların belirtileri arasında yer alabilir:Anksiyete ve Depresyon:Esneme, bu durumların fizyolojik bir yansıması olabilir.Nörolojik Hastalıklar:Parkinson hastalığı veya epilepsi gibi nörolojik rahatsızlıklarda esneme daha sık görülebilir.Esnemenin Bilinçdışı MekanizmalarıEsneme, bilinçdışı kontrol edilen bir refleks olup otonom sinir sistemi tarafından yönetilir. İnsanlar genellikle ne zaman ve neden esnediklerini fark etmezler, çünkü bu süreç bilinçli karar verme mekanizmalarından bağımsızdır.1.Otonom Sinir Sistemi ve EsnemeBilinçdışında gerçekleşen pek çok fiziksel süreç gibi, esneme de otonom sinir sistemi tarafından kontrol edilir. Esneme sırasında:Vücut, daha fazla oksijen almak için derin bir nefes alır.Beyindeki karbon dioksit seviyesini dengelemeye çalışır.Bu refleks, genellikle farkında olmadan gerçekleşir ve bilinçdışı bir homeostatik mekanizma olarak tanımlanabilir.2.Bilinçdışının Duygusal YansımalarıEsneme, yalnızca fizyolojik bir olay değil, aynı zamanda bilinçdışı duygusal durumların bir göstergesi olabilir.Stres ve Anksiyete:Stres altındayken bilinçdışında meydana gelen fizyolojik değişiklikler esnemeyi tetikleyebilir. Esneme, bu durumda rahatlama ve denge sağlama çabası olarak yorumlanabilir.Sıkılma ve Motivasyon Eksikliği:Bilinçdışı, bir durumun ilgi çekici olmadığını veya dikkat gerektirmediğini algıladığında esneme meydana gelebilir.Bilinçdışı ve Bulaşıcı EsnemeBulaşıcı esneme, esnemenin sosyal ve bilinçdışı yönünü anlamada önemli bir penceredir.Empati ve Sosyal Uyum:Araştırmalar, bulaşıcı esnemenin bilinçdışı düzeyde empati ve sosyal bağlarla ilişkili olduğunu göstermektedir. Empati düzeyi yüksek bireylerin, başkalarının esnediğini gördüklerinde esnemeye daha yatkın olduğu bilinmektedir.Ayna Nöronlar:Beyindeki ayna nöronlar, başkalarının davranışlarını taklit etmemize olanak tanır. Bu süreç, bilinçdışı bir mekanizma olarak bulaşıcı esnemenin temellerini oluşturur.Esnemenin Evrimsel ve Bilinçdışı TemelleriEsneme, evrimsel olarak grup dinamiklerini destekleyen bir davranış olabilmektedir.Grup Uyumunu Sağlama:Evrimsel süreçte, bilinçdışı esneme, bir grubun üyelerinin aynı anda uyanık kalmasına veya dinlenme moduna geçmesine yardımcı olmuş olabilir.Tehditlere Karşı Hazırlık:Bilinçdışı esneme, bireylerin tehlike anlarında uyanıklığını artırarak hayatta kalma şansını yükseltmiş olabilir.Psikolojik ve Nörolojik Bağlantılar1.Psikolojik Bozukluklar ve EsnemeBilinçdışı esneme, psikolojik bozuklukların bir yansıması olabilir:Depresyon ve Anksiyete:Bu durumlarda esneme sıklığı artabilir. Beynin bilinçdışı düzeyde rahatlama ihtiyacı bu davranışı tetikleyebilir.Uyku Bozuklukları:Yetersiz uyku, bilinçdışı esnemeyi artıran temel faktörlerden biridir.2.Nörolojik EtkenlerBeyin Kimyası:Dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterler, bilinçdışı esnemeyi etkileyebilir. Özellikle dopamin seviyesindeki artış, esneme refleksini tetikleyebilir.Beyin Sıcaklığı:Bilinçdışı esneme, beynin termoregülasyon sürecinin bir parçası olabilir.Sonuç ve DeğerlendirmeEsneme, bilinçdışı düzeyde işleyen karmaşık bir davranış biçimidir. Fizyolojik,sosyal ve psikolojik süreçlerin bir birleşimi olan bu refleks, hem toplumsal hem bireysel işlevlere sahiptirler. Esnemenin bilinçdışı mekanizmaları, insan beyninin ve davranışlarının daha iyi anlaşılması için önemli bir araştırma alanıdır.Esneme, yalnızca fizyolojik bir refleks değil, aynı zamanda psikolojik durumlarla ve sosyal bağlarla yakından ilişkili bir davranıştır. Empati, stres, duygusal durumlar ve sosyal etkileşim gibi faktörler esnemenin sıklığını ve bulaşıcılığını etkiler. Daha fazla araştırma, bu davranışın psikolojik ve nörolojik mekanizmalarını daha iyi anlamamızı sağlayabilir.Bu konuda yapılan araştırmalar her ne kadar psikolojik,fizyolojik ve nöolojik süreçleri açıklamaya çalışsa da alan yazında daha fazla araştırmaya yer verilip destek olunup geliştirilmelidir. KaynaklarGallup, A. C. & Eldakar, O. T. (2013).Yawning and the brain: A thermoregulatory perspective.Provine, R. R. (2005).Yawning as a physiological and psychological phenomenon.Platek, S. M. et al. (2003).Contagious yawning and empathy: A social neuroscience perspective.

ENDİŞE Mİ, ANKSİYETE Mİ ?

Endişe duygusu ve anksiyete birbirine oldukça fazla karıştırılmaktadır. Herkes zaman zaman endişe duygusunu yoğun bir şekilde hisseder. Yeni bir işe başlarken, bir gösteriye çıkmadan hemen önce veya bir sınava girerken endişe hissetmemiz kadar doğal vesağlıklı bir durum yoktur. Endişeyi sonucu belli olmayan ancak olumsuz sonuçlanacağına inandığımızolaylar olarak tanımlayabiliriz. Endişeyi zihnimizde yaşarız. Hayatımızı, günlük aktivitelerimizi engellemeyecek düzeyde yaşamamız bunu sağlıklı boyutta tutar. Bu tür endişeler bizi tedirgin olduğumuz durumlara düzgün bir şekilde hazırlamaya teşvik eder ve dikkatli ve farkında olmamıza yardımcı olur.Endişe spesifik konularda belirir. Örneğin yeni bir arkadaş grubuyla tanışırken, üniversite sınavına girerken, yeni bir şehre taşınırken endişe duygusu hissedebiliriz. Endişe duygusu problem çözmeyi tetikler. Örneğin bir proje hazırlarken yanlışlıkla silinen bir dosya endişeyi yoğun bir şekilde tetikler. Endişe duygusu ile birlikte problem çözme becerimiz de devreye girer. Ayrıca endişe kişiliğimizi ya da profesyonel becerilerimizi etkilemez, işlevselliğimize zarar vermez. Silinen projeyi kurtarmak için adım atmamıza engel olmaz. Gündelik yaşantımızda aslında bize oldukça yardımcı olur.Anksiyete gerçek bir neden olmadan yaşadığımız endişe halidir. Sözlü düşünceler ve zihinsel imgelemeler içerir. Anksiyete atakları genelde aniden gelişir ve kişiden kişiye göre süresi ve atak sıklığı değişebilir. Zamana yayılmış bir devamlılık gösterir. Anksiyete tanısı alabilen için Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı(DSM - 5) ‘na göre en az altı aylık bir sürenin çoğu gününde bir takım olaylar ya da etkinliklerle ilgili olarak, aşırı bir kaygı ve kuruntu (kaygılı beklenti) vardır. Kişi, kuruntularını denetim altına almakta güçlük çeker. Anksiyeteyi tüm bedenimizle deneyimleriz. Hızlı kalp atışı, çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, sık nefes alma, boğulma hissi, uyuşma, karıncalanma, bulantı, karın ağrısı, halsizlik, ölüm hissi ve korkusu bazı çok görülen belirtileri arasındadır. Anksiyete endişe gibi bir çözüm sürecine neden olmaz. Kişiliğinizi ya da profesyonel becerinizi etkiler. Anksiyete kişiyi uyumaktan, konsantre olmaktan, başkalarıyla konuşmaktan, hobileri yapmaktan, hatta evden çıkmaktan bile alıkoyabilir. Anksiyete bozuklukları yaygın anksiyete, özgül fobiler, sosyal anksiyete, panik bozukluk ve agorafobi gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilir.Panik atak birdenbire başlayan, çok kısa sürede şiddetlenen, başı ve sonu belli yoğun korku nöbeti olarak tanımlanabilir. Panik atak yaşarken belirtiler genellikle 10 dakika içerisinde yoğunlaşır ve sonrasında yavaş yavaş azalır. Yaşanan panik ataklar beklemedik zamanlarda ortaya çıkıyor ve yineliyorsa, kişi panik atak geçirmekten korkar ve nöbetlerin sonucundan endişelenir hale geldiyse, atakların sonucu olarak davranış değişikliği gözleniyor ve kaçınma davranışları sergileniyorsa panik bozukluk olarak adlandırılır. Sosyal anksiyetede kişiler günlük hayattaki aktiviteleri ve kişilerarası etkileşimleri işlevsel olmayan ve hayatlarını sıkıntıya sürükleyecek bir kaygıyla devam ettirirler. Kişilerde işlevsellik o kadar az seviyededir ki bu kişiler yeni insanlarla tanışmak, sunum yapmak, bir kafede yalnız yemek yemek gibi eylemlerden kaçınır hatta evden çıkamaz hale gelirler.Agorafobi kişinin hemen çıkamayacağı veya yardım alamayacağı yerlerde bulunma korkusu olarak tanımlanabilir. Örneğin tren, uçak gibi ulaşım araçlarında bulunmaktan, evde tek başına kalmaktan, tünel, köprü gibi yerlerden geçmekten, yoğun kalabalık yerlerde beklemekten korkabilir ve bu durumlardan kaçınırlar. Yaygın anksiyete bozukluğu bireyin bilinen bir sebep yokken aşırı kaygılı ve korku halinde olması şeklinde tanımlanabilir. Yaygın anksiyete bozukluğunda yoğun kaygı ve huzursuzluk, halsizlik gibi belirtiler dışında odaklanma sorunları, kas gerginliği, uyku ve iştahta değişimler görülmektedir. Özgül fobiler bireyin belli bir nesne veya duruma karşı beslediği yoğun korku ya da kaygı durumudur. Kişiler belirli hayvanlardan, mekanlardan (asansör, yükseklik gibi ) durumlardan (kan, iğne) yoğun şekilde korkabilir ve kaygı duyabilirler.Anksiyete atağı yaşadığınızı düşündüğünüz anda sizi destekleyen kişilerle iletişime geçebilirsiniz. Bu kişilerin varlığı veya sesi sizi rahatlatacak ve anda kalmanıza yardımcı olacaktır. Rahatlama ve nefes teknikleri öğrenebilirsiniz. Doğru ve düzenli nefes almak nefes darlığına ve çarpıntıya iyi gelecektir. Kendinizi meşgul edecek aktiviteler bulabilirsiniz. Müzik dinlemek, sayı saymak, ritim tutmak gibi eylemler içinde bulunduğunuz ana odaklanmanıza yardımcı olur. Kendinizi o ana odaklamak sizi zihninizdeki düşüncelerden uzaklaştırarak atağınızın hafiflemesine yardımcı olacaktır. Düşüncelerinizin doğruluğunu kontrol edin. Uyku kalitenizi arttırın. Düzenli uyku atakları azaltabilir. Kafein, alkol gibi uyarıcı maddelerden uzak durun. Bu tarz uyarıcı maddeler atakları arttırabilir. Aynı zamanda dengeli ve düzenli beslenin. Enerji arttırıcı karbonhidratlardan uzak sağlıklı beslenmek size yardımcı olacaktır.Anksiyete yaşadığınızı düşünüyorsanız mutlaka bir ruh sağlığı uzmanından yardım almalısınız. Anksiyete hafife alınacak bir problem değildir. Ataklar günlük hayatınızı, işlevselliğinizi etkileyebilir. Anksiyete tedavisinde genelde kişilere bilişsel davranışçı terapi desteğiyle yardımcı olunur. Bilişsel davranışçı terapide kişiye yaşadığı olaylara ilişkin olumsuz ve işlevsiz düşüncelere karşı yeni düşüncelerin oluşması için bilişsel müdahaleler uygulanır. Bilişsel davranışçı terapi bu alanda en kısa sürede etki eden yöntemlerden biridir. Psikoterapinin yanında kişinin ihtiyacına yönelik olarak psikiyatriste yönlendirilerek ilaç tedavisi de uygulanabilir.Terapi ve ilaç tedavisinin yanında okuyabileceğiniz bazı kitapları da sizlere önermek istiyorum. Bu tarz kendine yardım kitaplarını okuyarak kaygı seviyenizi azaltabilirsiniz. "Yaygın Kaygı Bozukluğu Çalışma Kitabı" , "İyi Hissetmek", "Kaygı Döngüsünü Kırmak" gibi kitaplarla başlayarak terapi ve ilaç tedavinizi destekleyebilirsiniz. Kitap okumak aynı zamanda zihninizdeki düşünceleri uzaklaştırmanıza da yardımcı olacaktır. Anksiyete ile başa çıkmak ilk başta sizlere çok zor gibi gözükebilir. Ancak her şey sizin elinizde. Profesyonel yardım alarak hayatınızı bu kadar etkileyen, sizi zorlayan bu durumdan tamamen kurtulabilirsiniz. Yukarıda anlattığım anksiyete belirtilerinden kendinizde olduğunu düşünüyorsanız, mutlaka bir ruh sağlığı danışanından yardım alarak işlevselliğinizi ve hayatınızın kalitesini arttırabilir, anksiyeteden kurtulabilirsiniz. Psikolojik Danışman Belciz Keski
Belciz KESKİ 11.07.2023