1. Uzmanlar
  2. Nuray ER
  3. Blog Yazıları
  4. Toksik İlişkiler: Tanımı, Nedenleri, Etkileri ve Kurtulma Yolları

Toksik İlişkiler: Tanımı, Nedenleri, Etkileri ve Kurtulma Yolları

Giriş

İnsan, doğası gereği sosyal bir varlıktır. Yaşamının büyük bir bölümünü başkalarıyla kurduğu ilişkiler üzerinden şekillendirir. Aile, arkadaşlık, romantik partnerlik ya da iş ilişkileri gibi farklı sosyal bağlar, bireyin kimlik gelişiminde ve psikolojik sağlığında önemli rol oynar. Sağlıklı ilişkiler bireyin kendini güvende, değerli ve anlaşılmış hissetmesini sağlarken; sağlıksız, dengesiz ya da zarar verici ilişkiler bireyin ruh sağlığını tehdit edebilir. Bu bağlamda son yıllarda psikoloji ve sosyal bilim literatüründe sıkça karşılaşılan bir kavram olan "toksik ilişki", bireylerin ilişkisel düzlemde yaşadığı sorunların daha net anlaşılmasını sağlamaktadır.

Toksik ilişkiler, her bireyin yaşamının bir döneminde karşılaşabileceği ya da içinde bulunabileceği karmaşık yapılar barındırır. Bu ilişkiler, yalnızca romantik ilişkilerle sınırlı olmayıp aile içi bağlardan arkadaşlıklara, hatta profesyonel ilişkilere kadar birçok alanda görülebilir. Bu makalede, toksik ilişkilerin tanımı, temel özellikleri, oluşum nedenleri, birey üzerindeki psikolojik etkileri ve bu tür ilişkilerden nasıl çıkılabileceğine dair kapsamlı bir inceleme sunulacaktır.

1. Toksik İlişki Nedir?

Toksik ilişki, taraflardan birinin ya da her ikisinin, ilişkide süreklilik arz eden olumsuz duygu, düşünce ve davranışlara maruz kaldığı; ilişkiden psikolojik ya da duygusal olarak zarar gördüğü ilişki biçimidir. Bu ilişkilerde birey, kendini sürekli yetersiz, değersiz, baskı altında ya da suçlu hisseder. Zamanla bireyin özsaygısı azalır, benlik algısı zedelenir ve ilişkiden kopma kapasitesi düşer.

Toksik ilişkiler bazen dışarıdan bakıldığında oldukça sıradan ya da "normal" görünebilir. Çünkü bu ilişkiler genellikle duygusal manipülasyon, gizli baskı ve psikolojik oyunlarla sürdürülür. Taraflardan biri, genellikle diğerini kontrol etmeye, yönlendirmeye ve kendi duygusal ihtiyaçlarını merkeze almaya çalışır.

Toksik İlişkilerin Temel Özellikleri:

  • Güvensizlik ve kontrol: Taraflardan biri sürekli diğerinin hareketlerini kontrol etmeye çalışır; kıskançlık, takip etme ya da özel alan ihlalleri sıkça görülür.
  • Sürekli eleştiri ve aşağılama: Bireyin kişiliği, değerleri ya da fiziksel özellikleri sürekli küçümsenir; yapıcı eleştiriden ziyade yıkıcı, aşağılayıcı bir dil kullanılır.
  • Duygusal manipülasyon: Karşı tarafı suçlu hissettirme, “Ben senin için her şeyi yaptım!” gibi kurban rolü oynama, bağışlama karşılığında fedakarlık beklentisi yaratma gibi davranışlar görülür.
  • Empati eksikliği: Toksik ilişkilerde karşılıklı anlayış zayıftır. Birey, duygularını ifade ettiğinde küçümsenebilir ya da dikkate alınmaz.
  • Öfke patlamaları ve duygusal dengesizlik: Taraflardan biri kontrolsüz öfke sergileyebilir; ardından pişmanlık gösterip “bir daha olmayacak” diyerek döngüyü sürdürür.
  • Sınırların ihlali: Bireyin kişisel alanına, kararlarına ya da hayat tarzına saygı gösterilmez.

Bu tür ilişki dinamikleri, bireyin ruhsal bütünlüğünü bozar. Kimi zaman birey bu ilişkiyi terk etme gücünü kendinde bulamaz; çünkü manipülasyon, suçluluk duygusu ve değersizlik algısı, bireyin ilişkiyi sürdürme eğilimini artırır.

2. Toksik İlişkilerin Nedenleri

Toksik ilişkilerin ortaya çıkmasının tek bir sebebi yoktur. Bu ilişkiler genellikle hem bireysel geçmişle hem de ilişkinin iç dinamikleriyle yakından ilişkilidir. Toksik bir ilişki, çoğu zaman iki bireyin kişisel geçmişlerinden, psikolojik yapılarından ve iletişim becerilerinden doğan bir etkileşim sonucunda oluşur.

Başlıca Nedenler:

  • Çocukluk travmaları: Erken yaşta maruz kalınan ihmal, istismar, duygusal yoksunluk ya da ebeveyn ilgisizliği, bireyin ileride sağlıksız ilişki örüntülerine yönelmesine neden olabilir. Örneğin, sevgi için mücadele etmeyi öğrenmiş bir çocuk, yetişkinlikte de sevgiyi hak etmek için acı çekmesi gerektiğine inanabilir.
  • Düşük benlik saygısı: Kendine değer vermeyen bireyler, toksik ilişkilerdeki zararlı davranışları tolere edebilir ve bu davranışları “hak ettiğini” düşünebilir. Bu da ilişkiyi sürdürme isteğini artırır.
  • Bağlanma sorunları: Güvensiz bağlanma stilleri, bireyin karşısındaki kişiye aşırı bağımlı olmasına ya da ayrılığı tehdit olarak görmesine neden olabilir. Bu durum, bireyin zarar görse bile ilişkide kalmasına neden olur.
  • Kültürel normlar ve toplumsal kalıplar: Özellikle ataerkil toplum yapılarında, erkeğin kadını kontrol etmesi, kıskanması veya sınır koyması “sevgi göstergesi” olarak yorumlanabilir. Bu tür kalıplar, toksik davranışları meşrulaştırabilir.
  • Olumsuz iletişim tarzları: Sürekli suçlama, pasif-agresif davranışlar, kaçınmacı tutumlar ya da duygusal kapanma gibi iletişim şekilleri, ilişkiyi sağlıksız hale getirir.

3. Toksik İlişkilerin Birey Üzerindeki Etkileri

Toksik ilişkiler, birey üzerinde yalnızca geçici üzüntü ya da huzursuzluk yaratmakla kalmaz; uzun vadede ciddi psikolojik, duygusal ve hatta fiziksel sonuçlara neden olabilir.

Psikolojik Etkiler:

  • Anksiyete ve depresyon: Sürekli stres, endişe ve değersizlik duyguları depresif semptomlara yol açabilir.
  • Stres ve uyku bozuklukları: Toksik ilişki içindeki bireylerde, uyku düzeni bozulabilir; kronik yorgunluk, kabuslar ya da gece uyanmaları sık görülür.
  • Özsaygı kaybı: Sürekli eleştirilmek ya da küçümsenmek, bireyin özsaygısını zedeler. Zamanla kişi kendini yetersiz ve sevgiyi hak etmeyen biri olarak görmeye başlar.
  • Sosyal izolasyon: Toksik partner, bireyin sosyal çevresinden uzaklaşmasına neden olabilir. Aileden, arkadaşlardan kopmak, yalnızlık hissini artırır.
  • Karar verme güçlüğü: Manipülatif ilişkiler, bireyin kendi kararlarına güven duymasını engeller. Bu da bağımlı bir ilişki yapısı yaratır.

Fiziksel Etkiler:

  • Baş ağrısı, mide problemleri gibi psikosomatik belirtiler
  • Tansiyon sorunları, bağışıklık sisteminin zayıflaması
  • Kronik ağrılar ve enerji kaybı

Bu etkiler, kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürür. Uzun vadede profesyonel yardım alınmadığında, travma sonrası stres bozukluğu gibi ciddi rahatsızlıklar gelişebilir.

4. Toksik Bir İlişkiden Kurtulma Yolları

Toksik bir ilişkiden kurtulmak her zaman kolay değildir. Bireyin, ilişkinin zararlı yapısını fark etmesi, bunu kabullenmesi ve çözüm için adım atması zaman alabilir. Ancak doğru destek ve bilinçle bu süreç mümkündür.

Aşamalar:

  • Farkındalık kazanmak: İlk adım, ilişkinin bireyi nasıl etkilediğini dürüstçe değerlendirmektir. “Ben bu ilişkide ne hissediyorum?” sorusu sık sık sorulmalıdır.
  • Sınır koymak: Bireyin kişisel sınırlarını belirlemesi ve ihlallere karşı net bir tutum alması önemlidir. “Hayır” demeyi öğrenmek, toksik yapıya karşı önemli bir adımdır.
  • İletişimi yeniden yapılandırmak: Eğer ilişki düzeltilebilecek durumdaysa, açık, doğrudan ve saygılı iletişim yolları denenmelidir. Ancak değişim tek taraflı yürüyemez; iki taraf da çaba göstermelidir.
  • Profesyonel destek almak: Psikoterapi, bireyin yaşadığı ilişkiyi daha objektif görmesine ve sağlıklı kararlar almasına yardımcı olur. Gerekirse çift terapisi de önerilebilir.
  • İlişkiyi sonlandırmak: Bazı durumlarda, ilişkiyi sonlandırmak en sağlıklı çözümdür. Bu karar zor olsa da bireyin ruhsal iyiliği açısından gereklidir.

Sonuç

Toksik ilişkiler, bireyin kendilik algısını, özsaygısını ve ruhsal sağlığını ciddi şekilde tehdit eden ilişki biçimleridir. Bu tür ilişkilerden çıkmak, bireyin kendine olan inancını yeniden inşa etmesi ve duygusal gücünü toparlamasıyla mümkündür. Toksik döngülerin kırılması, bireyin daha sağlıklı, saygı ve sevgi temelli ilişkiler kurmasının önünü açar. Unutulmamalıdır ki; her birey, sağlıklı ilişkileri hak eder. Toksik bir ilişkide kalmak zorunluluk değil, çoğu zaman farkındalık eksikliğinin bir sonucudur. Bu farkındalık sağlandığında, birey hem ruhsal hem de fiziksel açıdan daha dengeli, huzurlu ve tatmin edici bir yaşam kurabilir.

Yayınlanma: 09.10.2025 06:19

Son Güncelleme: 09.10.2025 06:19

#ilişkiler#toksik ilişki#mutlu ilişkiler#çift terapisi
Psikolog

Nuray

ER

Uzman Psikolog

Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

Toksik İlişki

Toksik ilişki, bir veya her iki partnerin duygusal, psikolojik veya fiziksel olarak zarar gördüğü, sağlıksız ve dengesiz bir ilişki türünü ifade eder. Bu ilişki türü, ilişki içindeki negatif davranışlar, manipülasyon, kontrol, istismar veya duygusal yıkım gibi unsurları içerebilir. Toksik ilişkiler genellikle bir kişinin kendisini kötü hissetmesine, özsaygısının azalmasına ve genel olarak mutsuzluğa neden olur. Bu tür ilişkilerde, sağlıklı iletişim, saygı, destek ve güven eksiktir.Toksik ilişkilerde yaygın görülen bazı özellikler şunlardır:Manipülasyon: Bir partnerin diğerini kontrol etmek veya kendi isteklerini yerine getirmek için manipülatif taktikler kullanması.Duygusal İstismar: Diğer kişinin duygusal olarak istismar edilmesi, suistimal edilmesi veya ihmal edilmesi.Sürekli Çatışma: İlişkide sürekli olarak çatışma, tartışma ve anlaşmazlıkların olması.Sınırların İhlali: Partnerlerin kişisel sınırlarını ihlal etmek, gizliliği ihlal etmek veya kişisel alanı istismar etmek.Denge ve Adaletsizlik: Bir partnerin diğerinden daha fazla güç, kontrol veya avantaj elde etmesi ve bu dengesizliğin sürmesi.Bağımlılık: Bir partnerin diğerine aşırı derecede bağımlı hale gelmesi veya bir bağımlılık döngüsünde bulunması.Toksik ilişkilerin sonlandırılması genellikle zordur, çünkü bir kişi duygusal veya psikolojik olarak bağlı hissedebilir veya diğer kişi tarafından manipüle edilebilir. Ancak, sağlıklı bir yaşam için, toksik bir ilişkinin sonlandırılması ve sağlıklı sınırların belirlenmesi önemlidir. Bu tür ilişkilerde, terapi veya danışmanlık gibi profesyonel destek almak da faydalı olabilir.. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Eray ARSLAN 18.04.2024

Panik Bozukluk: Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Panik bozukluk, beklenmedik ve tekrarlayıcı panik ataklarla karakterize edilen bir anksiyete bozukluğudur. Bu ataklar, ani ve yoğun korku hissi, nefes alma güçlüğü, kalp çarpıntısı, titreme ve terleme gibi belirtilerle kendini gösterir. Panik bozukluğu olan bireyler, ataklarından sonra gelebilecek tekrarlayan ataklar korkusuyla yaşayabilirler, bu da günlük yaşam aktivitelerini olumsuz yönde etkileyebilir.Panik Atağın BelirtileriPanik ataklar genellikle ani ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkar. Belirtiler şiddetli olabilir ve kişi tarafından kontrol edilemez. Tipik belirtiler arasında şunlar bulunabilir:Nefes Alma Zorluğu: Kişi nefes almakta güçlük çekebilir, hatta nefes alamayacağını hissedebilir.Kalp Çarpıntısı veya Hızlı Nabız: Kalp atışlarının hızlanması veya düzensizleşmesi, kişiyi daha da endişelendirebilir.Terleme: Eller, koltuk altları veya alın gibi bölgelerde aşırı terleme olabilir.Titreme veya Sarsıntı: Kaslarda titreme veya vücutta sarsıntı hissedilebilir.Baş Dönmesi veya Sersemlik: Kişi başının döndüğünü, sersemlediğini veya bayılacak gibi hissettiğini söyleyebilir.Mide Rahatsızlığı: Bulantı, karın ağrısı veya sindirim sorunları gibi mide rahatsızlıkları görülebilir.Gerçeklikten Kopma Duygusu: Kişi olayların gerçek dışı olduğunu veya kendisinin gerçeklikten kopmuş gibi hissettiğini belirtebilir.Ölüm veya Delirme Korkusu: Kişi, öleceklerini veya akıl sağlıklarını yitireceklerini düşünebilir.Panik Atak ve Panik Bozukluk Arasındaki FarkBirçok kişi zaman zaman panik ataklar yaşayabilir, ancak panik bozukluk tanısı, bu atakların sıklığı ve etkisiyle belirlenir. Panik bozukluk, tekrarlayan panik ataklarla birlikte, bu ataklardan sonra kişinin normal yaşamını etkileyecek derecede belirgin endişe, korku veya davranış değişikliklerini içerir.Panik Bozukluğunun NedenleriPanik bozukluğu karmaşık bir durumdur ve genellikle birden fazla faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Potansiyel nedenler arasında genetik yatkınlık, biyolojik faktörler, kimyasal dengesizlikler, travmatik olaylar, stresli yaşam olayları ve beyin kimyası bulunabilir.Panik Bozukluğunun TedavisiPanik bozukluğunun tedavisi, birçok farklı yaklaşımı içerebilir ve genellikle kişinin bireysel ihtiyaçlarına ve semptomlarına göre belirlenir. Tedavi seçenekleri şunları içerebilir:İlaç Tedavisi: Antidepresanlar, anksiyolitikler veya beta blokerler gibi ilaçlar panik atak semptomlarını hafifletebilir.Psikoterapi: Bilişsel davranışçı terapi (BDT) panik atakları yönetmek için etkili bir yaklaşım olabilir. Bu terapi, kişinin düşünce ve davranışlarını değiştirerek anksiyeteyi azaltmaya odaklanır.Nefes ve Rahatlama Teknikleri: Derin nefes alma, kas gevşeme egzersizleri, meditasyon ve yoga gibi teknikler, panik atak sırasında kişinin rahatlamasına yardımcı olabilir.Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, yeterli uyku ve stresten kaçınma, panik atakların sıklığını ve şiddetini azaltmaya yardımcı olabilir.SonuçPanik bozukluk, yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilen ciddi bir anksiyete bozukluğudur. Ancak uygun tedavi ve destekle, birçok insan panik ataklarını yönetmeyi ve günlük yaşamlarını daha iyi bir şekilde yaşamayı öğrenebilir. Panik bozuklukla mücadele eden kişilere destek ve anlayış göstermek, tedavi sürecinde önemli bir rol oynayabilir.. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Eray ARSLAN 19.04.2024

Çift ve Aile Terapisi

Hiçbir ilişkinin sorunsuz ve mükemmel bir şekilde ilerlemesi mümkün değildir. Her çift ilişki süreçleri boyunca dış etkenlerden dolayı birçok sorunla karşılaşır. Kimi zaman çiftler bu sorunları ilişki içerisinde birlikte çözebilirken bazen de bir uzmandan destek almaları gerekebilir. Çiftlerin bir çözüme ulaştıramadığı bu problemler, ilişkinin yıpranmasına ve tükenmesine neden olabilir. Bir süre sonra ilişki içerisinde, sık sık tekrarlanan ve şiddeti artan kavgalar ortaya çıkabilir. Bu kavgalar iki kişiyi de ruhsal açıdan olumsuz etkiler. Çift ve aile terapisi ilişkilerde olumlu değişimleri sağlayabilmeyi hedefler. Çiftler arası yaşanan problemler genellikle iletişim sorunları, problem çözme becerilerindeki eksiklikler, çiftler arası tartışmalar, duygusal yakınlıkla ilgili sorunlar ve cinsellikle ilgili sorunlar olarak karşımıza çıkar. Bu sorunlar çiftler için ilk başlarda başa çıkılabilir sorunlar olarak gözükürken, zamanla çözemedikleri büyük sorunlara dönüşebilir.Çift ve aile terapisinde temel amaç; çiftlerin birbirleri hakkında daha derin bir anlayış kazanmaları ve ilişkilerinde yaşadıkları problemleri çözüme kavuşturmalarıdır. Burada çiftler arasında yaşanan bu zorlu süreçler ele alınarak, bir çözüm yolu bulunmaya çalışılır. Terapi sayesinde çiftler problemlerle nasıl başa çıkacaklarını öğrenirler. Etkili, yapıcı iletişim kurma ve sürdürme becerisini kazanırlar. Bu sayede terapi sürecinde problemlerini çözerken, aynı zamanda gelecekte yaşanabilecek problemleri de nasıl çözeceklerini öğrenmiş olurlar. Bu ilişkinin olumlu ve sağlıklı ilerlemesine yönelik oldukça yarar sağlar. Çünkü çoğu çift, terapi sürecinden sonra artık sorunları ve problemleri ile nasıl başa çıkacaklarını öğrenmiş olarak ayrılır.Terapi sırasında terapistin rolü kişilerin duygu ve düşüncelerini açık bir şekilde ifade etmelerini sağlamak, yaşadıkları problemin kaynağına inerek, bir çözüm arayışı bulmaktır. Terapi planı yapıldıktan sonra, çifte yeni bakış açıları kazandırılarak, yaşadıkları olaylara farklı bir pencereden bakmaları hedeflenir. Özetle, çiftin yaşadıkları problemlerde terapist bir aracı rol üstlenerek, kişilerin birbirlerini doğru bir şekilde anlamalarına yardımcı olur. Yapılan araştırmalara göre, çift ve aile terapileri etkili, kısa vadede sonuç aldıran ve ekonomik olan terapi çeşitlerinden biridir. Gittikçe tüm dünyada ve ülkemizde yaygınlaşmaya başlamıştır.Ne zaman terapiye başvurmak gerekir?Çift ve aile terapisine genellikle çiftler artık problemlerini kendi başlarına çözemedikleri ve ilişkileri çıkmaz bir hale girdiği zamanlarda başvururlar. Ancak çift ve aile terapisine, sadece problemler veya sıkıntılar yaşandığı zaman başvurmak gerekmez. İlişkiyi geliştirmek, güçlendirmek ve ileride ortaya çıkabilecek sorunları önlemek için de çift danışmanlığı alınabilir. Bu sayede bireyler ileride karşılarına çıkabilecek sorunları birbirlerini yıpratmadan nasıl çözüme kavuşturacakları konusunda deneyim kazanırlar.Aile ve Çift Terapisi kimler için uygundur? Eşiyle veya partneriyle ilişki içerisinde problemler veya sorunlar yaşayan herkes aile ve çift terapisinden faydalanabilir.·Çiftler arası ikili ilişkilerde karşılaşılan problemlerde,·Evlilikte karşılaşılan problemlerde,·Boşanma sürecinde,·Duygusal istismar ve şiddet olaylarında,·İlişkiyi etkileyen önemli yaşam olaylarının varlığında,·İkinci bir evlilik sürecinde,·Partnerlerde kişilik bozukluğu söz konusu olduğunda.Partnerlerden biri terapiye gitmek istemezse ne yapılabilir?Çift ve aile terapisine partnerlerin ortak kararı ile başladığında çok daha etkili ve hızlı sonuç verir. Çünkü böyle bir başlangıçla problemin tam olarak neden kaynaklandığı ve çözümü bilinmesede bir sıkıntının var olduğu kabul edilmektedir. Bu da bize iki tarafında çözüm istediği ve değişime istekli olduğunu gösterir. Maalesef böyle bir başlangıç her zaman mümkün olmayabilir. Bireyler toplumsal önyargılar ve kişilik yapıları nedeniyle problemlerinin çözümü için yardım istemekte zorlanabilirler.Çoğu zaman partnerlerden biri yardım alma önerisini kavga esnasında veya problemin yaşandığı yoğun bir çatışma sırasında gündeme getirir. Bu durum partnerin terapiyi reddetmesine neden olabilir. Çünkü çatışma veya kavga esnasında danışmanlık almanın önerilmesi karşı tarafa bir eleştiri gibi gelebilir. Kişi problemlerin tamamen kendinden kaynaklandığını düşünebilir. Bu da terapiye karşı önyargıların oluşmasına neden olabilir. Partnerlerden biri terapiye gitmeyi kesinlikle kabul etmiyorsa, nedenlerini anlamaya çalışmak önemlidir. Partnere belki bir deneme seansına gitmeyi önermek burada işe yarayabilir.Eğer tüm çabalarınıza ve isteğinize rağmen partneriniz terapiye gelmeyi kabul etmezse, bu durumda kendi başınıza bir şeyler yapmaya başlayabilirsiniz. Bireyin tek başına ilişki sorunlarını düzeltmesi tabi ki zordur ancak en azından bir terapist ile konuşarak ilişki içerisindeki kendi rolünüzü görebilir, problemleri çözmede ve ilişkiyi geliştirmek için neler yapabileceğinizi öğrenebilirsiniz. Bazı durumlarda partnerlerden biri terapi almaya başladığı zaman ve kendini geliştirip, değiştirdiğinde partnerinin de ilişkiye ve terapiye karşı bakış açısı değişebilmektedir. Bu durumda partnerinizde kendi isteğiyle terapi sürecine başlamayı kabul edebilir.İlişkinizde sorunları artık konuşarak çözemediğinizi hissediyorsanız mutlaka yardım alın! Aile ve çift terapisine başlamak çoğu zaman bireyler için zordur. İlişki gibi özel bir yaşamı ve buna bağlı olarak ortaya çıkan problemleri üçüncü bir kişiyle paylaşmak bireylere oldukça zor gelebilir. Çoğu zaman kişiler kendi başlarına bu problemleri çözmeye çalışırken başarısız oldukları bir süreçte oldukları için ve konuşmalar bir süre sonra sonu görülmeyen şiddetli kavgalara dönüştüklerden dolayı, çiftler bu durumu terapi sürecinde de yaşamaktan çekinebilirler veya korkabilirler. Ancak terapi sürecinde, problemler tartışılsa bile kavganın şiddetlenmesi mümkün olmaz çünkü terapist duruma müdahale ederek, olası problem karşısında çiftlere problem çözme becerilerini ve yapıcı iletişimin nasıl kurulacağı konusunda yol gösterir. Bu sayede çiftler etkili iletişim becerileri kullanarak, problemlerle nasıl başa çıkacaklarını öğrenirler. Bunu terapi süreciyle öğrenen bireyler, zamanla gündelik yaşamlarında da uygulamaya başlayarak, eskiden partnerleri ile çözemedikleri problemleri artık tek başlarınada çözebilir hala gelirler.Unutmayın, sorun yaşadığımız ilişkiler bizim üzerimizde oldukça olumsuz etkiler bırakır. Acı, endişe, gerilim ve kaygı yaşarız. Eğer bu sorunlar çözümlenmeden devam ederse, ruhsal sağlığımızı olumsuz etkilediği gibi fiziksel sağlığımızı da olumsuz etkileyebilir. İkili ilişkimiz çıkmaza girdiğinde bir önlem almazsak, ilişkimiz bitme noktasına gelebilir. Bu nedenle problemler yıkıcı bir hale gelmeden çözümlemek oldukça önemlidir.