1. Uzmanlar
  2. Merve Behice AL CANKI
Uzman Psikolojik Danışman Merve Behice AL CANKI Profil Fotoğrafı

Merve Behice AL CANKI

Uzman Psikolojik Danışman

(*)(*)(*)(*)(*)
8 Yorum
Depresyon ve Mutsuzluk
Özgüven / Yetersizlik Hissi
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Değersizlik / Boşluk Hissi
Öfke Kontrolü
Stres / Kriz Yönetimi
Yalnızlık
Yaşam Geçişleri ve Uyum

Hakkında

Merhaba, ben uzman psikolojik danışman Merve Behice AL CANKI. 2020 yılında Hacettepe Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık lisans bölümünden "şeref öğrencisi" olarak mezun oldum. Tezli yüksek lisans eğitimimi Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde tamamlayarak uzmanlığımı aldım. Şimdiye kadar çeşitli rehabilitasyon merkezi ve okul öncesi kurumlarda çocuklar ve ailelerle çalışma deneyimim oldu. Şu anda online olarak bireysel psikolojik danışma hizmeti veriyorum. Psikolojik danışma seanslarımda uygulayıcı sertifikasına sahip olduğum Bilişsel Davranışçı Terapi ve Şema Terapi ekolleri, Terapötik kartlar, Enneagram, çocuk değerlendirme testleri ve çeşitli yetişkin psikolojik testlerinden yararlanıyorum. Zihninizi meşgul eden sorunları gidermenize, hayatınızdaki engelleri aşmanıza ve duygusal çatışmalarınızı çözmenize yardımcı olmak için buradayım. Kendinize doğru bir adım atmak için hiçbir zaman geç değildir.
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek: Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir

Danışmanlık/Terapi Süreci Hakkında

Psikolojik danışma, bireylerin hayatlarına yön vermek, değişmek, baş edebilmek ve yaşantılarına anlam kazandırmak istedikleri konular ile ilgili eleştirilmeden, çeşitli farkındalıklar kazanarak yardım alabildikleri bir ruh sağlığı hizmetidir. Psikolojik danışma oturumlarında danışan gizliliği esastır ve her iki taraf için de bu gizlilik "Bilgilendirilmiş Onam Formu" ile güvence altına alınır. Danışma süreci, haftada bir ya da iki haftada bir yapılan oturumlarla ilerler ve 8-20 seans sürebilmektedir. Seans süresi 50 dakikadır. Danışma sürecinin en önemli bileşeni danışanın kendini açması, sürece gönüllü olması ve terapistle kurulan güven ilişkisidir.



  • Randevunuzu en az 2 gün öncesinde oluşturabilirsiniz.
  • Seanslara ve psikolojik danışma sürecine gönüllü katılımınız süreç için oldukça önemlidir.
  • Haftada 1 veya 2 haftada 1 olarak planlanan seans sıklığını danışanın ihtiyacı ve problem duruma göre birlikte karar veriyoruz.
  • Yetişkin (18-65) danışanlar ile bireysel psikolojik danışma gerçekleştirmekteyim. Online randevu oluşturabilirsiniz.



Çalıştığım Konular / Uzmanlık Alanları:

  • Anksiyete bozuklukları,
  • Depresyon ve mutsuzluk,
  • Değersizlik/Yetersizlik problemleri,
  • Erteleme,
  • Kişilerarası iletişim problemleri,
  • Çift ya da evlilik sorunları,
  • Ebeveyn danışmanlığı (0-6 yaş çocuk),
  • Duygu durum bozuklukları,
  • Özgüven problemleri,
  • Stres yönetimi,
  • Öfke kontrolü,
  • Yetersizlik duygusu,
  • Travmatik yaşantılar,
  • Olumsuz yaşam deneyimleri vb. gibi birçok konuyu danışma oturumlarında ele almaktayız.


Soru sormaktan çekinmeyiniz...


Çalışma Grupları

Yetişkin (18-65)

Terapi Yaklaşımları

Şema Terapi Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi (SFBT)

Eğitimler

Hacettepe Üniversitesi - Lisans - Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi - Yüksek Lisans - Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik

Sertifikalar

Kişilerarası İlişkiler Grupla Psikolojik Danışma Programı - Hacettepe Üniversitesi Psikolojik Danışma Birimi - 20.12.2017

120 Saatlik İşaret Dili Programı - Meb Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü - 28.5.2018

Terapötik Kartlar Uygulayıcı Eğitimi - Life Psikolojik Danışmanlık Merkezi - 7.6.2020

Çocuk Değerlendirme Testleri Uygulayıcı Eğitimi - Balat Psikoloji - 21.10.2021

Agte Uygulayıcı Eğitimi - Psikoloji Eğitim Akademisi - 4.1.2022

Sağlıklı Çift İlişkisi- Çiftlerle Nasıl Çalışırız Eğitimi - Paradoks Psikoloji - 4.1.2022

Enneagram Uygulayıcı Sertifikası - İlk Yaşam Psikoloji-frezya Eğitim Ve Danışmanlık - 14.5.2022

Cinsel Terapi Katılım Belgesi - Pozitif Bilimler Akademisi - 16.5.2022

Bilişsel Davranışçı Terapi Uygulayıcı Sertifika - Pozitif Bilimler Akademisi - 31.5.2022

Çocukluk Çağı Depresyonu Eğitimi Katılım Sertifikası - Hifa Psikoloji - 21.7.2022

Şema Terapi Uygulayıcı Sertifika - Newspdr - 21.8.2022

Masal Terapisi Uygulayıcı Sertifika - B&s Psikoloji - 30.10.2022

Oyun Terapisi Uygulayıcı Sertifika - B&s Psikoloji - 30.10.2022

Psikolojik Danışma Sürecinde Sonlandırma: Danışana Veda Katılım Sertifikası - Paradoks Psikoloji - 12.4.2023

Süpervizyon Uygulamalı Staj Programı Katılım Sertifikası - Rehber Klinik - 26.6.2023

Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi Uygulayıcı Sertifika - B&s Psikoloji - 12.12.2024

Son Blog Yazıları

Kayıp ve Yas: Geri Dönülemez Bir Bitiş

Sevilen kişinin ölümü her birey için acı vericidir. Her insan bu acıyı kendine özgü yaşar ve bu yüzden yas tutmada birçok farklılık görülebilir. Bu yazıda kayıp ve yas kavramlarının tanım ve özellikleri, yasın boyutları, yas çeşitleri, yas belirti ve tepkileri, yas tedavisi konularına değineceğiz.Ölüm deneyimine ilişkin yas tutma ikiye ayrılır. Bu ayrım ise komplike ve komplike olmayan yas şeklindedir. Komplike olmayan yas, birey için önemli ilişkinin yitimi sonucu yaşanan normal süreçtir. Komplike yas ise kişinin uyumsuz davranışlara başvuracak derecede yoğun keder hissetmesidir. Bununla birlikte hayatın her aşamasında bireyler, bir ayrılık ve kayıp sonrasında yas ile yüzleşirler.Yas kavramı her zaman için “ölüm” sonrası yaşanan duyguyu tanımlamamaktadır. Yas duygusuna sevilen kişiyi kaybetmek, yakın bir bağın söz konusu olan ilişkinin bitimi (eş, sevgili, aile) , organ kaybı ya da iş kaybı gibi manevi değerlerin yitimi de örnek verilebilir. Ancak geri dönülemezliği ve bir bitiş olması açısından ölüm, yaşanabilecek en acı verici somut kayıptır.Kayıp sonrası yaşanan sürecin sonunda bireyler kurdukları yeni bağlar sayesinde yaşamını yeniden şekillendirebilir. Böylece yası bir gelişim için bir araç haline getirebilirler. Ancak bu doğal süreç aksi yönde işlerse, yas süreci tamamlanamaz ve kişinin işlevselliğinde bozulmalar meydana gelir.Kayıp sonrası yaşanan süreci açıklamak için üç farklı kavram vardır. (1) Kayıp yaşama ; bireyin “sevilen ve bağlanılan birinin” kaybı yüzünden yaşanılan durumdur. (2) Matem ; sevilen kişinin ölümü yüzünden üzüntü duyulan zamandır. (3). Yas (grief); ölüm nedenli kayıp yaşayan bireylerde, kayba karşı verilen uyum tepkileridir.Yas; kayba karşı tamamlanmamış planları, istek ve hayalleri içermektedir. Yukarıdaki üç kavramın ortak noktası ise yasın bireyin verdiği öznel bir tepki olmasıdır.Kayıp kavramı ise bireyi farklı şekilde etkileyen iki türe ayrılmaktadır. Olağan kayıp, ani olmayan kayıptır ve birey şok, keder ve iştah kaybı, uyku problemleri gibi tepkiler içeren yas sürecini yaşamaktadır. Olağan dışı kayıp ise, ani yaşanan, kayba sürekli maruz kalınan ya da kaybın travmatik şekilde algılanmasıyla oluşmaktadır.Yasın Boyutları Yas, birçok farklı insanda birçok farklı tepkilere sebep olmaktadır. Bu tepkiler bireysel farklılıklara, kişinin kaybı algılayış şekline ve kişinin kayıpla arasındaki bağın niteliğine göre çeşitlilik göstermektedir. Bireysel farklılıklar göz önüne alındığında yasın boyutları da dört farklı boyutta çeşitlenmektedir. Bu boyutlar;- Bilişsel boyut; bilgiye ihtiyaç duymak ve realiteyi anlamaya çalışmaktır. - Duygulanım boyutu, duygu dışavurumu için ihtiyaç duyulmaktadır. - Davranış boyutu, dış uyaranların etkisiyle ölümü fark etmeye ve anlamlandırmaya çalışmaktır.-Değer biçme boyutu, kayıpta bir mana bulmaya çalışmaktır.Yas ÇeşitleriPatolojik Yas: Patolojik yas, kaybın ardından minimum 6 ay geçmesine rağmen bireyin işlevselliğinde giderek artan bozulmalar yaşanmasıdır. Birey, normal yas evrelerinden herhangi birinde takılıp kalarak yas sürecini tamamlayamamaktadır ve bunun sonucunda patolojik tepkiler geliştirmektedir. Anormal ve komplike yas, çözümlenmemiş yas, kronik yas gibi değişik isimlerle de adlandırılmaktadır. Patolojik yas tipleri ise şunlardır; a) Karışık Yas: Kişinin kaybının ardından en az 6 ay geçmesine rağmen yaşamdaki işlevselliğinin giderek bozulmasıdır.b) Engellenmiş Yas: Yasa verilen tepki ya hiç yoktur ya da normalden azdır.c) Uzamış Yas: Yas tepkilerinin kayıp yaşantısından hemen sonra değil de uzun bir süre geçtikten sonra görülmesidir.d) Hipertrofik/Aşırı Büyüyen Yas: Çok büyük bir duygusal acı yaşanması söz konusudur ve bu acının süresinin kestirilmesi zordur.e) Kronik Yas: Birey tekrar tekrar üzüntü ve özlem duymakta ve kaybı yüceltmekten kendini alamamaktadır.f) Komplike Yas: Bireyin ruhsal yapısı üzerinde kalıcı etki bırakan olağan dışı bir kayıptan kaynaklanan rahatsızlık durumudur.Komplike Yas: Komplike yas belirtileri öfke, aşırı hareketlilik, psikosomatik belirtiler, kişinin çevresindekilerle olan ilişkilerinde bozulma olarak sıralanmaktadır. Bireylerde yoğun anksiyete, suçluluk, özgüven eksikliği, düşmancıl tepkiler, uyumsuzluk, ölen kişinin semptomlarına benzer semptomlar gösterme, ölen kişiyle aşırı zihinsel uğraş ve inkar gözlemlenmektedir.Travmatik Yas: Kaybedilen kişinin beklenmedik ve şiddetli biçimde ölmesi sonucu bireylerde gelişen belirti ve tepkilerdir. Kaybın beklenmedik olması ve şiddet içermesi yas sürecini etkilemektedir. Travmatik yas yaşayan bireylerde travmaya bağlı travma sonrası stres bozukluğu gelişebilmektedir. Olağan bir yas sürecinden ayrı olarak, ayrılık kaygısı kişinin işlevselliğinde bozulmalara sebep olacak şekilde yineleyici ve rahatsız edicidir (Bildik, 2013).Yas Belirtileri Tıpkı bireysel farklılıklara göre yas boyutlarının çeşitlenmesi gibi yas belirtileri de duygusal, bedensel, bilişsel ve davranışsal olmak üzere çeşitlenmektedir. Duygusal belirtiler; öfke, üzüntü, suçluluk, şok, özlem, güvensizlik gibi duygulardır. Fiziksel belirtiler; ağızda kuruluk, nefes darlığı çekme, kalpte çarpıntı, midede boşluk hissetme, uyku problemleri, iştahsızlık ve yorgunluk. Zihinsel belirtiler; genellikle yas sürecinin ilk zamanlarında görülmekte ve kısa süre sonra kaybolmaktadır. Ancak devam edip depresyona da sebebiyet verebilmektedir. Bilişsel belirtiler; inkar, dikkat dağınıklığı, şaşkınlık, işitsel ve görsel varsanımlar, kaybedilen kişi ölmemiş gibi hissetme, kaybedilen kişi hakkında aşırı biçimde zihinsel meşguliyet yaşama. Davranışsal belirtiler ise; ağlama, aşırı hareketlilik, sosyal ilişkilerde bozulma ve içe kapanma, kayıpla ilgili rüyalar görme, kayıpla ilgili eşyaları saklama, kaybı hatırlatan şeyler yapmak ya da aksine hatırlatıcılardan kaçınmak şeklindedir.Yas Tepkileri Bireyin tepkileri, sakinlik ve kabulden ciddi kriz tepkilerine kadar değişkenlik gösterebilmektedir. Bazı bireyler açıkça tepkilerini ortaya koyabilmektedirler ancak bazıları bu tepkileri saklamaktadır. Bu yas tepkileri her bireyde farklı olmakla birlikte ortak birçok tepki de görülmektedir. Normal yas süreci genelde 6-24 ay sürmekte ve zamanla yatışmaktadır. Sürecin ilerleyen evrelerinde bu tepkilerin sürmesi patolojik yasın belirtisi olabilmektedir.Yas Süreci Yas, geri dönüşü olmayan kayba verilen olağan tepkidir. Bu tepki bireyin enerjisini kayıp dışı yaşama aktardığında tamamlanmış olur. Yas sürecinde bireysel farklılıklar olmasına rağmen, 3 dönemden oluşan bir süreç modeli öne sürülmektedir. Bu dönemler: 1- Şok ve inkâr 2- Sıkıntı, huzursuzluk hali ve sosyal geri çekilme 3- Yeniden yapılanmadır.Yas süreci, bireyin kişilik özelliklerinden, önceki deneyimlerinden, kaybın algılama biçiminden, kayıpla arasındaki ilişkinin niteliğinden ve sağlık durumundan etkilenmektedir. Yas sürecine ait genel beş özellik vardır. Bunlar; bedensel sıkıntılar, ölene ait şeylerle uğraşmak, suçluluk, düşmanca tepkiler ve davranış örüntülerinin değişmesidir. Aslında olağan işleyen yas süreci müdahaleyi gerektirmez ancak hiçbir yas sürecinin olağan olup olmayacağını kestirmek imkânsızdır.Yas Sürecini Etkileyen Faktörler1- Ölen kişinin kimliği2- Ölen kişi ile ilişkinin doğası3- Ölüm biçimi4- Geçmiş kayıpların varlığı5- Bireysel özellikler6- Sosyal destek7- Yas sürecinde meydana gelen sıkıntılarBunlarla birlikte 4 temel etken bireyin yas tutmasına engel olmaktadır. Birincisi, çocuklukta yeterince ihtiyaçları karşılanmayan kişilerin duygusal yapılarıdır. İkincisi, bireyin kayba aşırı bağımlı olması ve bitmemiş işlerin söz konusu olmasıdır. Üçüncüsü, kaybın ani olmasıdır. Dördüncüsü ise, bireyin toplumsal kısıtlama yüzünden tepkilerini bastırmasıdır.Yas TedavisiYas tedavisi konusunda birçok uzman farklı tedavi ve terapi yöntemi tanımlamışlardır. Bunlar ilaç tedavisi, destekleyici terapi, kısa dinamik terapi, bilişsel terapi, bilişsel davranışçı terapi, kişiler arası ilişkiler psikoterapisi, oyun terapisi, yazma terapisi, internet uygulamalı terapi ve hipnozdur. Yas tedavisinin amacı, ayrılıkla ilgili çatışmaları çözümlemek ve yas sürecinin uyumuna ilişkin görevlerin tamamlanmasıdır. Tedavi genellikle bireysel görüşmelerle yürütülmektedir. Terapi zamanı sınırlıdır ve haftada bir defa gerçekleştirilerek 8-10 haftada sonlandırılmaktadır.Peki çevremizde yas tutan insanlar var ise onlar için neler yapabiliriz?Öncelikle bireyin yaşadığı kaybı idrak etmesini sağlamalıyız. Yaşadığı duyguları ifade edebilmesine elimizden geldiğince destek olmaya çalışmalıyız. Her bireyin duygularını yaşama ve ifade ediş şekli farklıdır. Bizim istediğimiz gibi değil de kendisini en rahat nasıl ifade ediyorsa bu şekilde duygularını açmasına izin vermeliyiz. Ağlayarak, susarak ya da kaybedilen kişi hakkında sürekli konuşarak vb. Kişinin yasını yaşadıktan sonra hayatına devam edebilmesini mümkün olduğunca desteklemeliyiz. Özellikle de kayıp sonrası ilk yıl olmak üzere, yıl dönümü gibi önemli zamanlarda kişilerin yanında ve onlara destek olmalıyız. Eğer bir kayıp yaşadıysanız ve durumla baş etmekte zorlanıyorsanız veya kaybınızın ardından uzun bir süre geçmesine rağmen üzerinizdeki etkileri halen sürüyorsa profesyonel bir destek almaktan çekinmeyiniz.Uzm.Psk.Dan. M.Behice AL CANKIKaynakArıcı, N. (2014), Travmatik Yas Sorununda Aile Dayanıklılığı Programının Kadınlardaki Travma Sonrası Stres, Yas ve Aile Dayanıklılığı Düzeylerine Etkisi (Doktora Tezi). Sakarya Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Sakarya.Bildik, T. (2013). Ölüm, kayıp, yas ve patolojik yas. Ege Tıp Dergisi, 52(4), 223-229. Çelik, S. ve Sayıl, (2003). I. Patolojik Yas Kavramına Yeni Bir Yaklaşım: Travmatik Yas. Kriz Dergisi, 11 (2), 29-34.

Yaşam Tuzakları: Uyum Bozucu Şemalar

Her bireyin doğuştan gelen ve karşılanması gereken bir takım duygusal ihtiyaçları vardır. Ancak vurgulanması gereken nokta hepimizin bunlara ihtiyacı olduğudur. Bu ihtiyaçların derecesi/şiddeti anlamında farklılıklar görülse de temelde evrensel bir benzerlik yatar. Bu ihtiyaçların tamamı dünyaya gelen her insan için temel ve evrenseldir. Temel, evrensel ve duygusal ihtiyaçlardan bahsetmek gerekirse; bunlardan ilki diğerlerine güvenli bağlanmadır. Birey, diğerleri yani dış dünya ile güvenli, tutarlı, bakım ve kabul içeren ilişkiler kurmalıdır. Gereksinim ve duygularını ifade etme özgürlüğüne sahip olmalıdır. Doğduğu aile ve içerisinde yetiştiği çevre tarafından yeterlilik ve kimlik algısı zedelenmemelidir. Aynı aile ve sosyal çevresi tarafından gerçekçi sınırlarla karşılaşmalı ve öz denetimini sağlayabilmelidir. Ek olarak, her birey spontanlık ve oyun haklarına sahip olmalıdır. Şema Terapi kuramını geliştiren Amerikalı psikolog Jeffrey Young’a göre, bahsi geçen duygusal ihtiyaçlar bireyin erken yaşam dönemlerinden itibaren karşılanması gereken temel gereksinimleridir.Duygusal ihtiyaçlarımız çocukluktan itibaren varlıklarını sürdürür. Bu evrensel temel duygusal ihtiyaçlara ek olarak, yetişkinlikte ortaya çıkan ihtiyaçların varlığı da kabul edilir. Ancak yaşamın erken dönemlerinde bir duygusal ihtiyaç yeterli şekilde karşılandığı zaman, bireylerin daha sonraki ihtiyaçları ile oldukça iyi başa çıkma kapasitesine sahip oldukları görülür.Gereksinimlerin bireyin ruhunu zedeleyici seviyede engellenmesi, ihmal ve istismar, aşırı hoşgörü ve aşırı koruma gibi iyi şeylerin de aşırı verilmesi, seçici içselleştirme veya özdeşleşme gibi etmenler ise kişinin ihtiyaçlarının karşılanmasını engeller. Yaşamın erken dönemlerinden itibaren karşılanamayan ihtiyaçlar da kişinin ruhunda derin izler bırakır. Bu izler; duygusal, düşünsel ve davranışsal olarak çok çeşitli olumsuz sonuçlara yol açar ve “şema” adı verilen uyum bozucu örüntüleri oluşturur.Uyum bozucu şemalar, ruhsal yapıya derinlemesine kök salmış kalıplardır. Genel ve yayılımcı içerik örüntüleridir. Anılar, duygular, bilişler ve fiziksel duyumlardan oluşurlar. Çocukluk veya gençlikte ortaya çıkarlar. Bununla birlikte çevrenin de etkisiyle pekişerek yaşam boyu gelişebilirler. Kendilerini sürdürürler. Kısa dönemli yöntemlerle değişemeyecek kadar dirençli ve kuvvetlidirler. Kişinin kendisi ve çevresiyle ilişkisini konu alırlar. Yoğun duygular ile kişinin kendisine veya başkalarına zarar verebileceği sonuçlar yaratabilirler. Belli bir derecede işlevselliği bozarlar. Özgürlük, bağlanma ve kendini açmayı engelleyebilirler. Biyolojik bir duygu-durum veya yaşam olayları ile tetiklenerek aktif hale gelirler. Tıpkı bir tuzak gibi yaşam içerisindeki çeşitli durumlarda bireyi zorlayıcı etkileri vardır.Söz konusu tanımlara göre, bireyin davranışı şemanın bir parçası değildir. Aksine uyumsuz davranışların şemalara karşı mantıklı tepkiler olarak geliştiği düşünülmektedir. Yani davranışlar şemalar tarafından güdümlenir ancak onların parçası değillerdir. Çoğu davranış şemalarla nasıl başa çıktığımızı yansıtır. Şemaların kendilerini koruyup sürdürmeleri nedeniyle kişi yetişkinlikte de farkında olmadan aynı ihtiyaçların karşılanmasını önlemeye devam eder. Süregelen bu dinamiği kırmanın ilk adımı, sahip olunan şemalar ile ilgili bilgi edinmek ve onların farkına varmaktır. Bu doğrultuda temel ihtiyaçların oluşturduğu 5 şema alanına göre sınıflandırılan uyum bozucu şemaları inceleyelim.Alan 1- Ayrılma ve Reddedilme: Güvenlik, emniyet, istikrar, bakım, empati, duyguların paylaşılması, kabul ve saygı gibi temel evrensel ihtiyaçların karşılanmaması ile ilişkili şemaları içerir.Terk Edilme, Güvensizlik, Duygusal Yoksunluk, Kusurluluk ve Sosyal İzolasyon şemaları.Alan 2- Zedelenmiş Özerklik: Özerklik ve rekabet gibi temel evrensel ihtiyaçların ihlali ile ilişkili şemaları içerir.Bağımlılık/yetersizlik, Dayanıksızlık, İç İçe Geçme/gelişmemiş Benlik, Başarısızlık şemaları.Alan 3- Zedelenmiş Sınırlar: İçsel sınırlar, başkalarına karşı sorumluluk veya uzun süreli hedef odaklılıkta eksikliklerle ilişkili şemaları içerir.Haklılık/Büyüklenmecilik, Yetersiz Özdenetim şemaları.Alan 4- Diğeri Yönelimlilik: Kendi yönelimli olma ihtiyacının karşılanmasındaki eksikliklerle ilişkili şemaları içerir.Boyun Eğicilik, Fedakarlık, Onay Arayıcılık şemaları.Alan 5- Aşırı Tetikte Olma ve Bastırılmışlık: Kendiliğindenlik ve oyun gibi temele evrensel ihtiyaçların yok sayılması ile ilişkili şemaları içerir.Karamsarlık, Duyguların Bastırılması, Yüksek Standartlar, Cezalandırıcılık şemaları.Bir şema ne kadar şiddetliyse sonuçları da aynı orantıda ciddi olacaktır. Şemaların aktifleşmesiyle bireyler farkında olmaksızın onlarla başa çıkmak için uyum bozucu yollar yaratmaktadır. Kişi; şemanın getirdiği duygu ve düşünceye teslim olarak, tam zıttını yapmaya çalışıp aşırı telafiye giderek veya kaçınarak şemalarıyla sağlıksız şekilde baş etmeye çalışır. Bu baş etme yöntemleri anı kurtarma, tanıdık geldiği için iyi hissettirme özellikleri olsa da uzun vadede kişinin yaşamına zarar verir. Öte yandan her bir uyum bozucu baş etme yöntemi şemayı besleyerek şiddetini artırır.Kaygı, depresyon, madde kötüye kullanımı ve psikosomatik bozukluklar gibi belirtilerin altında genellikle erken dönem uyumsuz şemalar ve bireylerin onlarla başa çıkmak için öğrendiği uyum bozucu yollar yatmaktadır. Aynı zamanda bağımlılık, kaçınma, ilgi Arayıcılık veya mükemmelliyetçilik gibi kronik belirtilerin de temelini oluştururlar. Şemalar bilişsel/duygulanımsal kişilik özellikleridir ve dolayısıyla derecelendirilebilirler. Şema ne kadar şiddetliyse etkinleşmesi de o kadar kolaydır.Bireyler şemalarının farkında olarak, onların kökenlerine inerek ve sağlıklı baş etme biçimleri geliştirerek söz konusu yaşam tuzaklarıyla mücadele etmeyi öğrenebilirler. Jeffrey Young’ın geliştirdiği Şema Terapi çerçevesinde, kişinin sahip olduğu uyum bozucu şemaların aktivite düzeyi söndürülebilmekte ve daha sağlıklı örüntüler oluşturulabilmektedir. Şema Terapi ile danışana, şimdiki davranışlara geçmişin etkisi fark ettirilir. Yaşantısal tekniklerle duygulara ulaşılmaya çalışılır. Davranışçı tekniklerle de kişinin davranış değişimi sağlanmaya çalışılır.Uyum bozucu şemalarınızın farkına varmak, zorlayıcı yaşam deneyimlerinizle sağlıklı biçimde baş edebilmek ve yinelenen duygu, düşünce ve davranış dinamiklerinizi değiştirebilmek için profesyonel bir uzmandan destek alabilirsiniz. Uzm. Psk. Dan. Merve Behice AL CANKI Kaynak:Young, J., Bernstein, D.P., & Rafaeli, E., (2015). Şema Terapi: Ayırıcı Özellikler (M. Şaşıoğlu, Çev. ). Psikonet Yayınları.Young, J. E., Klosko, J. S. & Weishaar, M. E. (2009). Şema Terapi (T. V. Soylu, Çev.). Litera Yayıncılık.Young, J.E., Klosko, J.S.…, & Weishaar, M.E. (2013) Şema Terapi. Litera Yayıncılık.

Adresi

Altay, Söğüt Cd. 12A, 06820 Etimesgut/Ankara, Türkiye

Uzmanın Adresi

Danışan Yorumları

yaptıktan sonra uzman hakkında yorum bildirebilirsiniz.
(*)(*)(*)(*)(*)
S... Ş... - 6 ay önce

Merve hoca kendimi çok kötü hissettiğim bir zamanda karşıma çıktı, iyi ki de çıkmış seanslarımız benim kendimi yeniden bulmamda yoluma ışık oldu. Kaygı bozukluğum ile mücadelemde anlayışı ve profesyonelliği ile en büyük destekçim oldu. İyi ki tanımışım sizi çok kıymetli hocam🙏🏻

(*)(*)(*)(*)(*)
M... Y... - 15 ay önce

Sıcak, samimi ve sorun odaklı yaklaşımı ile sürecimiz çok olumlu geçiyor.

Teşekkür ederim
(*)(*)(*)(*)(*)
Menekşe - 2 yıl önce

Behice hanımın enerjisi o kadar güzel ki olumlu ruh halini ekranın arkasından bile size geçirebiliyor. İlk görüşmemizde beni anlayabileceğini hissetmiştim gerçekten de öyle oldu. Anlayışlı ve yargılamayan tutumu, sorduğu sorularla sizi düşündürtmesi gerçekten güven veriyor. Teşekkür ederim Behice hanım...

Toplam 8 yorum.

Soru - Cevap

yaptıktan sonra uzmana ücretsiz soru sorabilirsiniz.

kendim

Kullanıcıozgu - 7 gün önce
merhabalaar ben iki defa farkli kisiler tarafindan iliskilerimde ihanete ugradim. ilk iliskimde 100 uzerinden 100 deger verdiysem ikincide 70-80 fln gibi yaptim cunku cok deger verdim diye ders almak istemistim ama gene tabi aldatildim artik cok dusunuyorum hata nerede yaptim ne eksikti ya da gene mi cok deger yuzunden kaybettim. Erkekler hep boyle zor kadini seviyolar bende oyleyim ama benim yerime basit kizlari diger erkeklerin ilgisine muhtac olan kizlari sectiler hep. düşünmekten derslerime odaklanamiyorum. Hiçbir erkeğe ihtiyacim olmadiğini biliyorum ama sorun şuki ben eskiden herkese hayir diyebilme potansiyeline sahipken simdi bir erkek farketmez karakteri sanki hayatimdan çıkmaması için sınır koymayim. neyi sevip sevmedigiimi söylemeyim bazen kizmayim gibi şeyler düşünyorum. aslinda hala bana farklı amaçlarla yaklaşan insanlara hayir diyebiliyorrum ama sanki sonra üzlüyorum azcik demeseydim sevilir miydim diye fakat onlar bunu düşünmüyolar bana yaklaşyolar. Çabalarımın zamanına değilde sanki sonucuna bakiyorum gibi. Ya da acaba ben gene ayniyim sadece çok yoruldugum için sakin yaklaşyorum da bunu erkeklerin ilgisi için yaranmakla mı kariştiriyorum yani geçici duygularimmi bunlar şuan sizce . tam tersine daha çok ders alip guvenmemem gerektiği halde böyle yapiyorum. terkedilme korkusu sanirim ve insanlari kirdimmi diyü düşünyorum sonra bu aslında aile sevgisiyle degil ailem babam çok seviyor beni ama dedigim gibi iki defa ilişkilerimde hiçkimse yetemedi değerime. Erkekleri hayat merkezime koymayi hiç sevmem ama bazen öyle hissediyorum. kimseye ihtiyacim olmadigini anlamak istiyorum. Sirf basit kizlar her erkege ilgi veren kızlar seviliyor diye acaba öyle olsam sevilir miyim diye düşünüyorum. Benim gibi kendi ayağı üzerinde duran bir kadını taşiyan erkek olur mu zamaninda şuan aşk işlerini kapatmak istiyorum. Sadece iki aldatan şahısda aile travmalari olan özgüvensiz insanlardi. suan benimde özgüvenimi berbat ettiler. Hiçkimse için yapmacıkda olmak istemiyorum sevilmek için.

kizima nasil davranmam gerekti

KullanıcıR... Y... - 15 gün önce
uc cocuk babasiyim 25-22ve 17 kizim 22 yasinda iki sene once univ kazandi ve okuluna gonderdik 6 ay sonra once annesine biriyle tanismis ailesi tanismak istiyo diye baski yapiyor. bana soyluyorlar oncelik okulunun olmasibitirip ayakta dur sonra hala istiyosan ozaman konusuruz diye soyledim ama malesef bitmedi anneye israrlar devam ediyormus surekli bi baski tanisin nisan takalim diye. ben kendim uzakta yurt disinda calisiyorum 15 yildir. senede iki uc ay evde olabiliyorum. ister istemez arada bir mesafe oluyo, ergenlik leri ve 17 yasindakinin ergenlik halleri esimi oldukca yordu ve oda kenara cekilmis ve karismama durumuna cekmis kendini ki yapisal olarakta bu sekildedir. uc ay once cocuk icin gelsin tanisalim dedim ancak ailede esim tarafindan esimin kardesi cagiriyo haberimiz yokken tanisiyo sonrasinda biz tanistik onada anlattim . oncelik okulunun oldugunu bitirdikten sonra sonrasinin konusalacagini. bize teyzeme gidecem diyerek gitti sonrasinda eve donmiycegini soyledi teyzesi karsi tarafi ariyor ve benden isteyin deyip cagiriyo. bir gun annesiyle telefonda konusurken kizinin aradigini isterse sozume gel dedigini soyledi. bu bir haftayi cok zor atlattik yurt disinda oldugum icinde malesef elim kolum bagli sadece telefonla iletisim kurabiliyorduk. simdi sanki o yasa biz getirmemisiz ki bu yasina kadar bir tokat ne annesi nede ben atmamisizdir. ergen kardesiyle tartismalarimizi abisiyle tartismalarimizi bahane ederek bu yuzden diye bizi sucluyor. ben nasil davrancagimi sasirdim. cok kirilmis ve nankorluge ugramis hissediyorum ve kizginim cok. anne ne once bu dutum agrina gidiyordu simdi ne isterse yapsin modunda bugun konustugumuzda onunla konustugunu soyluyor. bende yaptigi seyin hicbir dogru yani olmadigi bu sekilde davrandiginda dogru yaptigi dusuncesini verdigini dusunuyorum. bu durumda nasil davranilmali. suan ben istemiyorum diye bana dusman konusmuyoruz. nasil davranmaliyim esimin yaptigimi benimmi bilmiyorum. bisey soylemeniz cokiyi gelicek disaridan bi uzman gozuyle. denizde calistigim icin yuz yuze gorusme yapamiyorum malesef. simdiden cok tesekkurler

terapi süreci

KullanıcıR... K... - 24 gün önce
Merhabalar, yeme bozukluğu, tırnak yeme, odaklanamama gibi öz kontrol sorunlarında destek veriyor musunuz? tek bir probleme odaklı mı ilerleniyor, terapi süreci nasıl ilerliyor biraz bilgi alabilir miyim?

Toplam 43 soru.