İçeriğe geç
  1. Uzmanlar
  2. Emine SIKAN
  3. Blog Yazıları
  4. SINAV KAYGISI MI YAŞIYORSUN?

SINAV KAYGISI MI YAŞIYORSUN?

SINAV KAYGISI MI YAŞIYORSUN?

Stres hayatımızda olağan ve bizi tehlikelere karşı tetikte tutan bir etmendir. Günlük rutinimizde ara sıra yaşadığımız endişe, duyduğumuz kaygı normal olarak nitelendirilse de bu durumu kontrol etmekte zorluk çekebiliyoruz. Kaygıyı kontrol etmek için çabalarken zihnimizde oluşan olumsuz, çarpık düşünceler ya da bedenimizin verdiği tepkiler işlevselliğinizi etkileyecek şekilde kendini gösteriyorsa kaygı bozukluğu yaşıyor olabilirsiniz.

Kaygıyı korkudan ayırmak gerekmektedir. Korku, kaygının daha yerleşik bir biçimidir. Korku yaşanan ortamda, gerçekçi bir fiziksel tehdit söz konusudur. Örneğin; ayıdan kaygılanmayız, korkarız. Bunun aksine, kaygı yaşanan durumlarda yorumlara dayalı, benliğe yönelik soyut bir tehdit vardır. Bilgimizin sınandığı sınavlardan korkmayız, kaygılanırız. Tüm bunlara ek olarak, korkunun kaynağını biliriz, ancak kaygının kaynağı belirsizdir, biz sadece bildiğimizi zannederiz. Korku, kaygıdan daha kısa sürelidir. Yani, korku duygusuna vesile olan durum ya da obje ortadan kalktığında kişi rahatlar. Fakat kaygı daha genel bir durumdur, belisizliğe dayalıdır ve uzun süre devam eder.

Sınav kaygısının bazı durumlarda otoriteyle çatışma gibi ciddi dinamik nedenleri olabilmektedir. Bireyin güven duygusunun arttırılması, kendinin önemli, başarılı ve değerli görmesi, rahatlıkla başarabileceğini düşünmesi gerekir. Bunu aile ve sosyal çevre desteği ile sağlayamıyorsa uzman desteği alınmalıdır.

Sınav Kaygısının Nedenleri

·      Başarılı Olma Baskısı,

·      Özgüven Eksikliği,

·      Aile Tutumları,

·      Mükemmeliyetçi Bakış Açısı,

·      Zaman Yönetimi Problemi,

·      Sınav Tecrübesinin Olmaması,

·      Sosyal Çevre Baskısı,

·      Değerlendirme Ölçütleri,

·      Sınav Sonuçlarının Geleceğe Etkisi,

·      Olumsuz Deneyimler,

Sınav Kaygısı Yaşadığımız Nasıl Anlaşılır?

Sınav kaygısını 4 farklı şekilde inceleyebiliriz.

1. Fiziksel Belirtiler

·       Terleme ile beraber görülen vücutta titreme

·       Mide bulantısı

·       Karın ağrısı

·       Nefes alıp vermede güçlük yaşama

·       İdrar yolu ve boşaltım problemleri,

·       İştahta artış veya iştahta azalma

·       Kalp çarpıntıları

·       Baş ağrısı

2. Duygusal Belirtileri

·       Sinirlilik ve ani gergin tepki verme hali

·       Huzursuz hissetme

·       Öfke veya ağlama nöbetleri

·       Umutsuzluk

·       Karamsarlık ve depresyon hali

·       Özsaygı ve eksikliği

3. Davranışsal Belirtileri

·      Uykusuzluk yaşama veya aşırı uyuma hali

·       İştahta artış veya azalma

·       Sınavdan kaçınma veya sınavla ilgili sorumlulukları erteleme

·       Normalinden çok daha fazla çalışmak

  1.  Bilişsel Belirtileri

·       Sürekli şekilde zihinde dolaşan olumsuz düşünceler

·       Başarısızlık yaşayacağına dair endişe ve telaş hali

·       Dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon güçlüğü

·       Sınavla ilgili felaket senaryoları kurma

Sınav anında ya da sınav öncesinde stresi yönetemezsek yapabileceğimiz soruları dahi yapamayacak duruma gelebilir elbette ki bu tüm performansımızı etkileyebilir. Bu yüzden sınav stresi yönetebilmek; ders çalışmak kadar önemlidir çünkü ne kadar ders çalışırsak çalışalım stresten kaynaklı bir tutulma yaşarsak gerçek performansımızı sergileyemeyiz. Bu kaygıyı yaşamak normal olduğu gibi bizi engellemeden, etkisi altına almadan kontrol etmenin birçok yolu vardır. Bu makalemde size sınav kaygısını kontrol altında tutmak için uygulanan bedensel ve zihinsel birkaç kolay ama etkili teknikten bahsedeceğim.

1. BEDENSEL TEKNİKLER

a. Nefes Egzersizi

Stres anında vücudumuzda oluşan el titremesi, terleme, kalp çarpıntısı, hızlı hızlı nefes alıp verme, mide ya da bağırsak problemleri gibi belirtiler doğal tepkilerdir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda ‘neden bana böyle oluyor’ diye düşünmeyin ve kendinizi çaresiz hissetmeyin bu duruma bir anlam veremediğimizde etkisini daha büyük hissetmeye başlarız. Bu tepkiler çok normal ve kontrol altına almak da mümkündür.

İlk olarak kaygıyı yatıştırmanın en kolay ve en kısa yolu nefesimizi kontrol altına almaktır. Stres anında yüzeysel ve kısık kısık nefes almaya başlarız ve nefesimiz yeterli düzeyde olmaz. Eğer nefesimizi derinleştirmeye yavaşlatmaya başarırsak dakikalar içinde bedenimizdeki gerginliğin yatışmaya başladığını görürüz. Peki nasıl yapacağız?

1. Burnunuzdan 4 saniye derin bir şekilde nefes alın.

2. 2 saniye nefesinizi tutun

3. 6 saniye de nefesi ağzınızdan nefesi verin.

b. Kelebek Kucaklaması

 Sınav anında stres yaşamaya başladığınızda nefes egzersizi ile uygulayabileceğimiz bu teknik sağ ve sol beynimizi uyarır ve beynimize ‘sorun yok’ sinyalini gönderir. Yapması kolay etkisi ise büyük olan bu teknik şu şekildedir.

1. Sağ eliniz ile sol kolunuzu, sol elinizle sağ kolunuzu göğsünüzü kapatacak şekilde tutun.

2. Daha sonra önce sağ elinizle sol kolunuza, sonra sol elinizle sağ kolunuza hafifçe vurun.

3. İki dakika boyunca tekrarlayın.

c. Dik Dur ve Gülümse

Sınav anında çoğumuz masa başında kamburlaşırız. Halbuki kambur oturduğumuzda beyne stres salgılayan hormonları aktive etmiş oluruz. Bu yüzden gergin hissettiğimiz anda dik oturursak ve hafifçe gülümsersek beyne ‘her şey yolunda tehlikede değilsin’ sinyali göndermiş oluruz. Gülümsediğimizde beyinden yüzümüze uzanan sinirler bizi olumlu şekilde etkiler.

2.    ZİHİNSEL TEKNİKLER

a. Odak Değiştirme

Sınavda strese girmemizin en temel sebebi aslında ‘ya başaramazsam’  korkusudur. Bu durumda kendimize yapabileceğimiz en büyük iyilik ‘ya başaramazsam’ düşüncesinden odağımı ‘başaracağım ve başardığım da ne olacak’ düşüncesine kaydırmak olacaktır. Olumsuz düşünce yerine olumlu düşünceyi getirdiğimizde sınav kaygısını en temelinde olan başarırsak düşüncesini bertaraf etmiş oluruz.

b. Düşünce Hatalarını Fark Et.

·      Bu sene sınav çok zor olacakmış.

·      Bu sınavda başarılı olamazsam mahvoldum.

·      Kesin yapamayacağım.

 Bu ve bunun gibi düşünce hatalarını fark ettiğinizde hemen bir kağıda yazın ve karşısına bu düşüncenin benim hayatıma zararı ve negatif etkilerini ekleyin. Daha sonra bu düşünce hatalarının yerine koyabileceğiniz daha akılcı, rasyonel, sağlıklı ve olumlu düşünce ne olabilir bunu yazın. Örneğin;

·      Hayatın sonu değil.

·      Hayat bir sınavdan ibaret değil.

·      Bu sınavın bir telafisi var.

 Hayatımızda stresten, kaygıdan kaçmak pek de mümkün değildir bunun yerine onu kontrol altında tutmayı başarırsak hem istediğimiz performansı sergileyebilir  hem de duygularımızın hissettiklerimizin farkında olmaya başlarız. Eğer bu durum ile ilgili sorun yaşıyor ve baş etmekte zorlanıyorsanız psikolojik destek almaktan çekinmeyin, Unutmayın ki yalnız değilsiniz.

 

 Psikolog Emine SIKAN

Yayınlanma: 04.08.2024 20:34

Son Güncelleme: 04.08.2024 20:39

#psikoloji#psikolojik destek#psikolog#kaygı#sınav kaygısı
Psikolog

Emine

SIKAN

Psikolog

(*)(*)(*)(*)(*)52 Yorum
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Bağımlılıklar
Kişilerarası İletişim Problemleri
Yalnızlık
+7
Uzmanınla dilediğin yerden görüş:
Menta AI: 7/24 psikologmerkezi

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

Terapiye Nasıl Başlanır? İlk Adımı Atmanın Psikolojisi ve Bilimsel Temelleri

Terapiye başlama düşüncesi çoğu insan için hem umut hem de belirsizlik barındırır. “Nereden başlamalıyım?”, “Doğru terapisti nasıl bulacağım?” veya “Ya konuşacak bir şey bulamazsam?” gibi sorular ilk adımın önündeki görünmez duvarları oluşturur. Oysa psikolojide kabul edilen en önemli ilkelerden biri şudur: Yardım arayışının kendisi, değişimin başlangıcıdır. Carl Rogers’ın (1961) ifadesiyle, “Değişim, kişinin kendini olduğu gibi kabul etmeye başladığı noktada başlar.” Terapiye başlamak tam olarak böyle bir kabulün somutlaşmış hâlidir.Terapiye Başlama İhtiyacı Nasıl Fark Edilir?Çoğu insan terapi ihtiyacını büyük bir krizle fark ettiğini düşünse de, süreç genellikle daha sessiz başlar. Uykusuzluk, iştah değişimleri, sürekli stres, motivasyon kaybı, sosyal geri çekilme, unutkanlık, öfke patlamaları veya duygusal dalgalanmalar… Bunlar zihnin “Yalnız değilsin, destek alabilirsin” diyen işaretleridir.American Psychological Association (2022) verilerine göre terapiye başvuran kişilerin büyük kısmını kaygı, ilişki problemleri, tükenmişlik, dikkat sorunları ve kronik stres yaşamış bireyler oluşturuyor. Baumeister & Leary’nin (1995) “aidiyet ve anlaşılma ihtiyacının temel bir insan motivasyonu olduğu” bulgusu da terapi arayışını güçlendiren psikolojik altyapıyı açıklar.Yani terapiye başlamak için “daha kötü” olmayı beklemek gerekmez. Aksine erken başvuru, duygusal yükü hafifletir ve sürecin etkinliğini artırır.Doğru Terapisti Seçmek: Yöntemden Daha Önemli Bir FaktörTerapide iyileşmenin temel itici gücü kullanılan teknikler değil, terapist ile kurulan bağdır. Bordin (1979), terapötik ittifakı şöyle tanımlar:“İyileştirici olan yöntem değil, o yöntemi taşıyan ilişkidir.”Bu nedenle terapiye başlamadan önce birkaç kritik soruyu sormak önemlidir:Bu terapistin yanında kendimi güvende hissediyor muyum?Yargılanmadan konuşabileceğime inanıyor muyum?Terapötik yaklaşımı (BDT, şema terapi, EMDR vb.) bana uygun mu?Duygusal hızımı gözetebilecek bir uzman mı?Smith & Glass’ın (1977) geniş kapsamlı meta-analizinde, terapinin olumlu sonuçlarının %30’unun terapötik ilişkiye bağlı olduğunun bulunması, bu durumun önemini bilimsel olarak da doğrular.İlk Seans: Ne Söylenir, Ne Olur?Birçok danışan ilk seansa girerken “Ne anlatacağım?” endişesi duyar. Oysa ilk görüşmenin amacı, kişinin hayat hikâyesini mükemmel bir sırayla aktarması değildir; güvenli bir zemin oluşturmaktır.Terapist genellikle şu alanlarda sorular sorar:Terapiye başlama sebebiGüncel belirtilerAile yapısıKişinin ilişki ve bağlanma örüntüleriGünlük yaşam döngüsüTerapi hedefleriLinehan’ın (1993) bu konudaki klasik cümlesi şudur:“Danışanın duyulmuş hissetmesi, terapötik çalışmanın kapısını açar.”Bu yüzden ilk seans bir “tanışma ve güven inşası seansı”dır.Terapiye Hazırlık: Öncesi ve SonrasıTerapiye başlamadan önce kişinin kendini birkaç soru ile yoklaması süreci kolaylaştırır:Bu süreçten ne bekliyorum?Hayatımın hangi alanında değişim istiyorum?Şu an en çok zorlayan duygu ne?Daha önce hangi yöntemleri denedim?Seans sonrası ise şu sorular farkındalığı güçlendirir:Bugün beni en çok ne etkiledi?Ne hissettim?İçimde yeni bir farkındalık oluştu mu?Bu mikro değerlendirmeler, terapinin verimliliğini artırır.Terapiye Başlamayı Zorlaştıran Engeller1. Damgalanma KaygısıBazı kişiler terapiyi “zayıflık göstergesi” olarak görür, oysa bilim bunun tam tersini söyler. Neff (2003), “kendine şefkat geliştiren bireylerin daha sağlıklı psikolojik iyilik hâline sahip olduğunu” belirtir.2. Kontrol Kaybetme KorkusuBazı bireyler duygularını açtığında “kontrolü kaybedeceğini” düşünür. Rogers (1961), terapinin güvenli bir alan yarattığını ve duyguları düzenlediğini vurgular.3. Değişim EndişesiFreud’un “tanıdık acı” kavramı, kişinin bildiği acıyı değiştirmekten daha kolay bulduğunu açıklar. Bu nedenle yeni bir sürece adım atmak zorlayıcı gelebilir.Bilimsel Araştırmalar: Terapi Neden İşe Yarar?Duygu düzenleme gelişir.Gross & Thompson (2007), terapi ile duygu düzenleme becerilerinin belirgin şekilde arttığını gösterir.Bilişsel çarpıtmalar azalır.Beck (1979), kişinin kendi düşünce kalıplarını fark etmesinin duygusal iyileşmeyi tetiklediğini belirtir.Sosyal destek hissi güçlenir.Baumeister & Leary (1995), terapötik ilişkiyi “güvenli bir bağ” olarak tanımlar.Beyin yapısı değişir.Goldapple (2004), bilişsel davranışçı terapinin prefrontal korteks aktivitesini artırdığını göstermiştir.Terapiye Başlamak: Kendine Açılan Yeni Bir KapıTerapiye başlamak aynı zamanda kişinin kendine şefkat göstermeyi öğrenmesidir. Yıllarca güçlü görünmeye çalışıp duygularını bastıran birçok kişi, terapide bu duyguların yumuşak bir yüzeye çıkmasına izin verir. Kişi kırılganlığını artık bir tehdit değil, insan olmanın doğal bir parçası olarak görmeye başlar. Bu farkındalık bile başlı başına iyileştirici bir deneyimdir.Değişim Aşamaları: İçsel Direncin BilimiTerapiye başlamak, yalnızca bir karar değil; aynı zamanda bir süreçtir. Prochaska & DiClemente’nin (1983) “Değişim Aşamaları Modeli”ne göre bireyler önce farkındalık geliştirir, ardından hazırlık yapar, eyleme geçer ve değişimi sürdürür.Bu modele göre terapiye başlama kararı hem cesaret hem de içsel direncin doğal bir bileşimidir.Kişi bir yandan değişmek isterken, diğer yandan alıştığı davranış kalıplarını bırakmakta zorlanabilir. Terapide bu direnç yargılanmaz; aksine değişimin doğal bir parçası olarak kabul edilir. Birey kendi hızına saygı duydukça sürdürülebilir bir iyileşme sürecine adım atar.Sonuç: Terapiye Başlamak Bir Cesaret HikâyesidirTerapiye başlamak bir zayıflık değil, kişinin kendine verdiği en büyük değerdir.Bir terapistle kurulan güvenli ilişki sayesinde kişi zihinsel yüklerini paylaşır, duygularını düzenlemeyi öğrenir ve yaşamının kontrolünü yeniden eline alır.Her yolculuk bir adımla başlar.O adımın mükemmel olması gerekmez — önemli olan atılmasıdır.KaynakçaAPA (2022). Mental Health Statistics Report.Baumeister, R. F., & Leary, M. R. (1995). The need to belong. Psychological Bulletin.Beck, A. T. (1979). Cognitive Therapy of Depression.Bordin, E. (1979). The generalizability of the working alliance. Psychotherapy.Goldapple, K. et al. (2004). Modulation of emotion circuits in depression by CBT. Archives of General Psychiatry.Linehan, M. (1993). Skills Training Manual for Treating Borderline Personality Disorder.Neff, K. (2003). Self-compassion. Self and Identity.Rogers, C. (1961). On Becoming a Person.Smith, M. L., & Glass, G. V. (1977). Meta-analysis of psychotherapy outcome studies. American Psychologist.

BENİM NEYİM VAR? / PSİKOLOJİK CHECK-UP

“Son zamanlarda içimde bir durgunluk var gibi hissediyorum. Günlük rutinimde bile eskisi kadar keyif alamıyorum. İşte, evde, arkadaşlarla geçirdiğim zamanlarda bile bir boşluk hissediyorum. İçimde bir huzursuzluk var gibi, sürekli bir endişe ve gerginlik duyuyorum. Anlamıyorum, aslında hayatımda büyük sorunlar yok gibi görünüyor; ama bir türlü kendimi iyi hissedemiyorum.""Geçmişte, stresle başa çıkma konusunda daha iyiydim gibi sanki. Ama son zamanlarda, her şeyi kontrol altında tutmakta zorlanıyorum. Uykusuzluk başladı, geceleri sürekli olarak dönüp duruyorum. İştahım azaldı ve enerjim düşük. İşte, bu belirtiler beni rahatsız etmeye başladı. İçimde bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyorum.""Bazen kendime, 'Belki bu sadece geçicidir, kendimi toparlarım' diyorum ama her geçen gün daha da kötü hissediyorum. Artık kendi başıma üstesinden gelebileceğimi düşünmüyorum.”·Bu veya benzeri cümleleri siz de kuruyor musunuz?·Kendinizde iyi gitmediğinizi düşündüğünüz bir şeyler mi var?·Kendinize doğru soruları sorabiliyor musunuz?·Peki cevapları sağlıklı verebiliyor musunuz?·Hayatınızın gidişatını etkileyecek kararları doğru aldığınızı düşünüyor musunuz?Belki de hayatınızın en kötü dönemini yaşıyorsunuz. Geceleri iyi uyuyamıyor, düzensiz yemek yiyor, panik atak krizleri ya da öfke sorunları yaşıyorsunuz… Çevrenizde ya da ailenizde kimse sizi dinlemiyor ve anlamıyor.Belki de bir uzmana danışma zamanının gelmiştir. Bir psikolojik check-up yaptırmak içinizdeki bu karmaşayı anlamanıza ve çözmenizde size yardımcı olabilir.Psikolojik Check-up Nedir?İnsanlar kendilerinde neyin yolunda gitmediğini tanımlamakta zorlanabilirler. Çoğu zaman bir sorun olduğunu bile hissetmezler. Psikolojik check-up mevcut sorunların tespit edilmesi ve çözüm yollarının oluşturulması için bir psikoloji uygulamasıdır. Bireylerin ruh sağlığını değerlendirmeye ve olası sorunları belirlemeye yardımcı olan bir süreçtir.Psikolojik Check-up’ın Avantajları Nelerdir?·Psikolojik sorunların ortaya çıkartılmasını sağlar.·Uygulanan farklı test ve görüşme teknikleri sayesinde olgulara çok yönlü yaklaşılır.·Yapılandırılmış üç görüşme sonrasında sonuç elde edilir.·Check-up sonrası görüşmelerde sorunlarıyla başa çıkması için danışana yol haritası çizilir.Psikolojik Check-up’ın Nasıl Uygulanır?İlk görüşme:İlk görüşmede danışanla ilk temas kurulur, danışana süreç hakkında bilgi verilir.Danışanın anamnezi yani yaşam hikâyesi alınır. Anamnez alırken, kimlik bilgileri, danışanın yaşam hikayesi, geçmişte yaşadığı olaylar, sağlık durumu, aile geçmişi, sosyal ilişkileri, aile yapısı, eğitim geçmişi, iş deneyimleri, hobileri, ilişkileri ve yaşamındaki önemli dönüm noktaları, duygusal durumu ve mevcut şikayetleri gibi birçok konu ele alınır ve hepsi hakkında detaylı bilgiler alınır.Anamnez sürecinde, danışanın duygusal durumu, stres faktörleri, kaygı düzeyi, depresyon belirtileri gibi önemli psikolojik ve duygusal bilgiler de incelenir. Bu bilgiler, danışmanın danışanın ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verebilmesine ve psikolojik danışmanlık sürecinin şekillendirmesine yardımcı olur.Varsa danışanın talepleri dinlenir; süreç bu ihtiyaca göre uyarlanabilir.Görüşme ortalama 75-90 dakika arası sürer.İkinci Görüşme:Check-up için danışanlara geçerlik ve güvenirliği yüksek ölçek ve projektif testler uygulanır. Amaç bilimsel bir şekilde var olan sorunların ortaya konmasıdır.İlk görüşme sırasında elde edilen verilere göre uzman psikolog danışanın ihtiyaç duyduğu sorun alanına göre uygulanacak ölçek ve testlere karar verir.Uygulamalar boyunca danışana bir psikolog eşlik eder ve öncesinde, sırasında ve sonrasında sorularını yanıtlar.Ortalama 3-3,5 saat sürer.*Anamnez görüşmesi ile uygulanan ölçeklerin değerlendirilmesi ve raporlanması 7-10 gün sürmektedir ve sürecin sonunda sonuçların danışana sunulmasından bir gün önce danışana iletilmektedir.(İhtiyaç duyulan sorun alanına göre uygulanacak ölçekleri yazının sonunda inceleyebilirsiniz.)Üçüncü Görüşme:Alanında uzman psikologlar tarafından tahlil edilen ve yorumlanan sonuçlar üçüncü görüşmede danışana detaylı bir şekilde sunulur.Tespit edilen sorunlarla ilgili neler yapabileceği konusunda danışana yol gösterilir.Sonuçların açıklandığı ve son değerlendirmenin yapıldığı son seans ortalama 75 dakika sürmektedir.ÖNEMLİ!• Tüm görüşmeler psikolog-danışan gizliliğinde gerçekleşmektedir.• Online olarak uygulanabilir.• Danışanın takvimine uygun biçimde farklı zamanlara bölünebilir.• Hem özel hayatı hem de iş hayatını ilgilendiren sorunlar tespit edilir.ÖZETLE...Psikolojik check-up toplam 3 parçadan oluşmakta olup 6-7 saat arası sürmektedir.18 farklı ölçek ve testten uygun olanları uygulanmaktadır.Danışan ruhsal durumu hakkında bilgi sahibi olur ve sorunlarıyla mücadele için yol haritası oluşturulur.Online olarak Türkiye’nin her şehrinde veya dünyanın herhangi bir ülkesinde uygulanabilir.Psikolog-danışan gizliliğinde yürür.Hem iş hem de özel hayata yönelik tespitlerde bulunulur.Detaylı bilgi ve randevu için iletişime geçebilirsiniz.ÖLÇEKLERAile Değerlendirme Ölçeği: Ailenin problem çözme, iletişim, aile içi roller, duygusal tepki verebilme, gereken ilgiyi gösterme ve davranış kontrolü işlevlerini değerlendiren ve işlevsiz kaldığı alanları değerlendiren bir kendi bildirim ölçeğidir.Algılanan Stres Ölçeği: İnsanların hayatlarındaki stresin algısının ölçülmesiyle ilgili önemli bir ölçüm aracıdır.Kendini Tanıma Testi: Bireyin kişisel özelliklerinin farkına varmasını ve kendini tanımasını sağlamayı amaçlamaktadır.Maudsley Obsesif Kompulsif Testi (Takıntı hastalığı): Obsesyon (takıntı) ve kompulsiyonların yani takıntıların yarattığı kaygıyı gidermek için uygulanan davranışların belirti düzeylerini ölçmektedir.Mükemmeliyetçilik TestiÖfke Kontrolü Testi: Öfkenizi ne ölçüde kontrol edebildiğinizi, öfke kontrol problemi yaşayıp yaşamadığınızı ölçmeyi amaçlamaktadır.Özgüven Testi: Bireylerin kendilerine ve yeteneklerine olan inançlarını ölçmeyi amaçlar.SCL-90 Psikolojik Belirti Taraması: Belli bir psikolojik durumlar sebebiyle gelen kişilere uygulanarak bu durumun dışında başka ne tür psikolojik durumların olduğunu ortaya çıkarmak ve ortaya çıkan psikolojik durumların ne derecede olduğunu gösteren bir test türüdür. Sosyotropi ve Otonomi Ölçeği: İnsanlara bağımlı ve insanlardan özerk kişilik özelliklerini saptamak ve insanların insanlarla olan etkileşim biçimini/tarzını belirlemek amacıyla uygulanan bir ölçektir.U.C.L.A. Yalnızlık Ölçeği: Kişinin yalnızlık duygusundan yakınmasını değerlendiren bir ölçektir.Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği: Anne, baba, romantik partner, yakın arkadaş ve genel bağlanmaya ilişkin kaçınma ve bağlanmaya ilişkin kaygı durumlarını değerlendiren bir ölçektir.Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ÖlçeğiErteleme ÖlçeğiSürekli Öfke ve Öfke Tarzı Ölçeği (SÖÖTÖ): Bireyin hissettiği öfke duygusunun yoğunluğu ve bu duyguyu gösterme biçimini analiz eden bir ölçektir.Üç boyutlu bağlanma stilleri ölçeği: Bireyin ilişkilerindeki bağlanma stillerini belirleyen bir ölçektir.Barratt Dürtüsellik Ölçeği: Dürtüselliğin görünümü değerlendiren 30 maddelik bir öz bildirim ölçeğidir.MMPI – Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri: Kişilik özelliklerini bilimsel ve objektif olarak ortaya koyan, bireyin kişisel ve toplumsal uyumunu nesnel açıdan değerlendirmeyi hedefleyen bir testtir. Değerler ve davranışların yanında psikopatolojik belirtiler hakkında da doğru ve farklı bilgiler sağlar.