1. Uzmanlar
  2. Yarkın EREN
Uzman Psikolog Yarkın EREN Profil Fotoğrafı

Yarkın EREN

Uzman Psikolog

Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Panik Atak
Depresif Bozukluklar
Depresyon ve Mutsuzluk
Sosyal Fobi
Bağlanma Sorunları
Obsesif Kompulsif Bozukluk
Değersizlik / Boşluk Hissi
Kendine Yabancılaşma
Yalnızlık
Varoluşsal Anlam Arayışı

Hakkında

Merhaba Ben Yarkın, Psikoloji lisans eğitimimi SWPS University of Social Sciences and Humanities’de, yüksek lisansımı ise University of Limerick’te psikoloji alanında tamamladım. Üniversite yıllarımdan itibaren çeşitli sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak çalışarak, ruh sağlığı alanının toplumdaki yerini deneyimleme ve farklı kültürlerle çalışma fırsatı edindim. Mesleki çalışmalarımda Bilişsel Davranışçı Terapi, Kabul ve Kararlılık Terapisi yaklaşımından yararlanıyorum. Terapide amacım, güvenli ve yargılayıcı olmayan bir alan oluşturarak danışanın kendi iç dünyasını daha iyi anlamasına, zorlayıcı duygu ve düşüncelerle başa çıkmasına ve yaşamında daha işlevsel seçimler yapmasına destek olmaktır.
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek: Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir

Danışmanlık/Terapi Süreci Hakkında

Psikoterapi sürecinde amacımız; duygularınızı, düşüncelerinizi ve davranışlarınızı daha iyi anlamanıza, zorlayıcı durumlarla başa çıkma becerilerinizi geliştirmenize ve yaşamda daha dengeli bir yön bulmanıza destek olmak, size bu yolculuğunuzda eşlik etmektir. İlk görüşme, başvuru nedenlerini ve ihtiyaçlarınızı anlamak için yapılan değerlendirme seansıdır. Seanslar genellikle haftada bir kez ve 45-50 dakika olarak yürütülür; sürecin toplam uzunluğu ise kişinin ihtiyaçlarına göre değişir. Görüşmelerde kaygı, depresyon, öfke gibi duygusal zorlanmalar; ilişkiler, benlik saygısı, travmalar, takıntılı düşünceler veya çocukluk deneyimlerinin bugüne etkileri gibi getirdiğiniz her konu güvenli ve destekleyici bir çerçevede ele alıyoruz. Terapi süreci etik ilkeler doğrultusunda gizlilik esasına dayanır ve paylaştığınız bilgiler, yasal olarak zorunlu durumlar dışında üçüncü kişilerle paylaşılmaz.

Çalışma Grupları

Yetişkin (65+) Ergen (12-18) Yetişkin (18-65) LGBT+

Terapi Yaklaşımları

Kabul ve Kararlılık(ACT) Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Eklektik Terapi Bütüncül Psikoterapi Davranışçı Terapi Sanat Terapisi Psikanalitik & Psikodinamik Terapi

Eğitimler

Limerick Üniversitesi - Yüksek Lisans - Psikoloji

Varşova Sosyal Bilimler Üniversitesi - Lisans - Psikoloji

Sertifikalar

Bilişsel Davranışçı Terapi - Marmara Psikoloji - 16.6.2025

Kabul Ve Kararlılık Terapisi - Turbad - 12.5.2025

Depresyonun Kapsamlı Bilişsel Davranışçı Terapisi - 4. Uluslararası Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler Kongresi - 6.9.2024

Mindfulness Temelli Terapi - Rehber Klinik - 18.4.2024

Son Blog Yazıları

Overthinking: Zihnin Sessizce Hayatı Ele Geçirdiği Yer

Overthinking çoğu zaman fark edilmeden başlar. İnsan bir sabah uyanıp “bugün fazla düşüneyim” diye bir karar almaz. Daha çok, düşünmenin içine yavaş yavaş çekilir. Başta her şey oldukça masumdur. Bir meseleyi anlamaya çalışıyordur, doğru kararı vermek ister, hata yapmamayı önemser. Zihin bu noktada faydalı bir araç gibidir. Analiz eder, tartar, olasılıkları sıralar. Fakat bir yerden sonra düşünme ilerlemez, sadece tekrar etmeye başlar. Aynı sahneler, aynı cümleler, aynı sorular… Zihin doludur ama yol almıyordur. Overthinking tam olarak burada kendini belli eder: düşünmenin üretkenliğini kaybettiği ama durmayı da bilmediği yerde.İnsan zihni belirsizlikle arası pek iyi olmayan bir yapıya sahiptir. Belirsizlik, kontrol kaybı hissini beraberinde getirir. Kontrol kaybı ise güvensizliktir. Bu yüzden zihin bilinmeyenle karşılaştığında onu düşünerek evcilleştirmeye çalışır. “Eğer bunu yeterince düşünürsem, başıma geldiğinde hazırlıklı olurum” düşüncesi çok tanıdıktır. Overthinking bu açıdan bakıldığında bir korunma çabasıdır. Zihin bizi korumaya çalışır. Hayal kırıklığını azaltmak, acıyı önlemek, yanlış yapmamak ister. Ama çoğu zaman yaptığı şey tam tersidir. İnsan daha gergin, daha yorgun ve daha kararsız bir hale gelir.Overthinking’in en zor taraflarından biri, insanı sürekli zihinsel bir zamanın içine hapsetmesidir. Zihin ya geçmiştedir ya da gelecekte. Geçmişte yapılan bir konuşma tekrar tekrar oynatılır. “Bunu neden böyle söyledim?”, “Keşke şunu deseydim.” Gelecekte ise henüz yaşanmamış ihtimaller yaşanır. “Ya böyle olursa?”, “Ya başaramazsam?”, “Ya pişman olursam?” Zihin bu iki zaman arasında mekik dokurken, şu an neredeyse tamamen aradan çekilir. Oysa hayat sadece şu anda yaşanır. Overthinking bu temas noktasını kaçırır.Geçmişe dönük overthinking genellikle suçluluk ve pişmanlık duygularıyla iç içedir. Zihin geçmişi didik didik ederken, insan kendine karşı giderek daha sert bir dil kullanmaya başlar. O günkü şartlar, o anki duygular, o zamanki imkanlar unutulur. Bugünün farkındalığıyla dünü yargılamak kolaydır. Ama bu yargı, insanı ileri taşımaz. Aksine, geçmişte takılı kalmasına neden olur. Geçmişle ilgili düşünmek öğretici olabilir, fakat overthinking öğretmez; sadece yorar.Geleceğe dönük overthinking ise çoğu zaman kaygı üretir. Henüz olmamış şeyler, sanki olmuş gibi hissedilmeye başlanır. Bir konuşma yapılmadan önce defalarca prova edilir. Bir adım atılmadan önce onlarca senaryo düşünülür. Zihin “hazırlanıyorum” zanneder ama aslında korkuyu besler. Çünkü ne kadar çok ihtimal düşünülürse, o kadar çok risk görünür hale gelir. Bu da insanı hareketsiz bırakır. Yanlış yapma korkusu, hiçbir şey yapmamaya dönüşür.Overthinking’in sinsi taraflarından biri, zamanla kimliğin bir parçasıymış gibi algılanmasıdır. İnsan kendini “fazla düşünen biri” olarak tanımlar. Sanki bu değişmez bir özellikmiş gibi. Oysa overthinking bir karakter özelliği değil, öğrenilmiş bir zihinsel alışkanlıktır. Çoğu insan, hayatın erken dönemlerinde düşünerek ayakta kalmayı öğrenir. Duygularını ifade edemediği, ihtiyaçlarının görülmediği ya da hata yapmanın ağır sonuçlar doğurduğu ortamlarda zihin güvenli bir alan haline gelir. Hissetmek karmaşıktır, düşünmek ise daha kontrol edilebilir görünür. Zihin bu yüzden zamanla direksiyona geçer.Bu noktada overthinking’in çoğu zaman duygulardan kaçış olduğunu görmek önemlidir. Kaygı, korku, değersizlik, yalnızlık gibi duygular doğrudan temas edilmesi zor alanlardır. Zihin bu duygularla yüzleşmek yerine, onların etrafında düşünceler üretir. Böylece insan hissetmek yerine düşünür. Ama duygular düşünülerek çözülmez. Bastırıldıkça başka şekillerde kendini gösterir. Bedende bir gerginlik, içte tarif edilemeyen bir huzursuzluk, sürekli bir tetikte olma hali… Overthinking bu belirtilerle birlikte yürür.Düşünmekle düşünceye tutunmak arasındaki fark burada belirginleşir. Sağlıklı düşünme, bir noktada tamamlanır. Bir karar verilir, bir adım atılır ya da bir konu rafa kaldırılır. Overthinking ise açık uçludur. Zihin hep biraz daha ister. Bir ihtimal daha, bir analiz daha, bir senaryo daha. Ama bu “biraz daha” hali hiçbir zaman tatmin olmaz. Hayat ise beklemez. Hayat, kesinlik olmadan da akmaya devam eder.Overthinking’le baş etmeye çalışırken yapılan en yaygın hata, onu tamamen yok etmeye çalışmaktır. “Artık düşünmeyeceğim” demek, çoğu zaman zihni daha da gürültülü hale getirir. Çünkü zihin susturulmak istemez. Anlaşılmak ister. Overthinking’i dönüştürmenin yolu, onunla savaşmak değil, onun ne anlatmaya çalıştığını fark etmektir. Zihin neden bu kadar meşgul? Hangi belirsizlik tahammül edilmez hale gelmiş? Hangi duygu görülmek istiyor?Zihnin yavaşladığı anlar genellikle çok basit anlardır. Büyük farkındalıklar ya da derin çözümler gerekmez. Bazen sadece bedene dönmek yeterlidir. Yürürken adımların yere temasını hissetmek, nefesin ritmini fark etmek, bir nesneye gerçekten bakmak… Bu anlar zihni tamamen susturmaz ama onun merkezdeki yerini alır. Overthinking, hayatla temas koptuğunda güçlenir. Temas geri geldiğinde zayıflar.Overthinking’den çıkmak, daha az düşünmek anlamına gelmez. Zihin her zaman düşünecek. Bu onun doğası. Asıl mesele, zihnin hayatın direksiyonunda olup olmamasıdır. Düşünceler gelir ve gider. Ama insan onlarla özdeşleşmediğinde, arada bir boşluk oluşur. O boşlukta seçim vardır. O boşlukta hareket vardır. O boşlukta nefes vardır.Belki de en rahatlatıcı farkındalık şu olabilir: Her şeyi çözmek zorunda değilsin. Hayatın tüm soruları net cevaplar içermez. Bazı belirsizlikler çözülmek için değil, taşınmak içindir. Overthinking belirsizliği ortadan kaldırmaya çalışır. Hayat ise belirsizlikle birlikte akmayı öğretir. Bu fark kabul edildiğinde, zihin biraz olsun gevşer.Zihin sustuğunda değil, dinlendiğinde iyileşir. Overthinking de ancak böyle dönüşür. Bastırarak değil, anlayarak. Zorlayarak değil, temas ederek. İnsan bir noktada fark eder ki düşünceler hâlâ geliyor ama artık hayatın önüne geçmiyor. Zihin arka planda çalışıyor, hayat ise nihayet öne çıkıyor. Ve belki de en önemli şey, insanın tekrar kendi yaşamıyla temas kurabilmesi oluyor.

Adresi

Güzelyalı, 81100. Sk. No:56, 01170 Çukurova/Adana, Türkiye

Uzmanın Adresi

Danışan Yorumları

yaptıktan sonra uzman hakkında yorum bildirebilirsiniz.
Henüz yorum bildirilmemiş.

Soru - Cevap

yaptıktan sonra uzmana ücretsiz soru sorabilirsiniz.

Kocamın durumu

KullanıcıMervetasdemir - 12 gün önce
Eşim duygularımı fark etmiyor ve anlamıyor. Üzgün, kırgın veya stresli olduğumda bunu görmüyor, tepki vermiyor. Duygusal farkındalığı zayıf gibi görünüyor. Bu durumu nasıl ele alabilirim ve onun empati/farkındalık yeteneğini geliştirmesi için ne yapabiliriz? Mesela Ben o gün acayip üzgundüm yüzumdende anlaşılıyordu ama o bunu asla fark edemedi bide çiçek almıştı sanırım onu da görev gibi gördü de aldı ama ben çiçege hiç sevinemedim niye sevinmedin diye gelip sormadı onun bu hislerimi fark etmiyor olması beni mutlu etmediği için çiçeğin anlamı olmadı ama bu onu anlıyamadı Çok sessiz o konuşsa da sohbet etsin diye bekliyorum çabalıyorum olmuyor ilgiyi kestim yokmuş gibi mesefali oldum biraz ilgi artışı oldu ama sanırım o da yüzeysel bi ilgi oldu kaybetme korkusu yaşadı o yüzden olabilir Yalnız çiçek alma olayı o anlamadan ben hislerimi anlatınca alma gereği duydu yani isteyerek almadı içinden gelerek yaptığı bir davranış değildi sonrada zaten neden üzgün olduğumu ve neden çiçek aldığı nı anlatmadı hatta gönlümü almak için bile uğrasmadı çiçegi verdim niye verdim karım ne hissetti yok verdim görevim tm bitti gibi Mesela Küfür ve şiddet var ama istek dışı yaptıgını söyledi ve beni sevdiğini söyledi ama durumun farkında değil idrak edemiyor

Travma

KullanıcıYasemin - 27 gün önce
Merhaba, ben 11 aylik ilişkimde tartışma sonrası aldatıldım ( ilişki esnasında değil ) ve karşı taraf beni kıskandırmak için başka kıza defalarca yazdı. Yazının içerisinde herhangi bir flörtsel birşey yoktu ama sanırım eskiden bu kızdan hoşlanma söz konusuydu, ilişkimiz sırasında o kadını engellememişti. Şuan çok pişman bunu pek cok kez yaptı fakat normal birşey yazdım burda aldatma sayılcak birşey yok demesi olayi değiştirir mi bu affedilebilir mi veya aldatılsam bile ayni şekilde aldatarak intikam almak gibi düşünceler gerekli mi

overthink

Kullanıcıdaisy - 36 gün önce
Merhabalar, ben 2 defa aldatildim ve bunyem aldatilmayi kabul etmedi sanirim, sonuncu aldatildigim hayat kadini gibi giyinen bir kadindi aslinda bu hicbisey degismiyor bence kadin nasi biri olmasi cunku ikisindede ozguven sorunlarim oldu. eger oyle kotu kadin gibi olsam sevilir miydim diye ? cunku 2 defa 2 ayri sevgililerim sisman kadinla aldattilar ben ise tam tersi gorunusluyum. hedefleri olan bir kizim. ama o kadar kendimi kotu hissettimki sanki tum erkeklerden intikam almak icin OF gibi icerikler bile uretme gibi planlarim aklimdan geciyor, kac gundur overthinkliyorum, kendi hedeflerime nasi odaklanabilirim . o kotu yolun bana birsey kazandirmayacgini biliyorym, kolay para, kalp kiriklari yasasam bile intikam hissi ile erkekleri mutlu etmek istemiyorum ama dusunmeden duramiyorum . gelecek itibarimi dusunuyorum.

Toplam 3 soru.