1. Uzmanlar
  2. Sema Nur ÖZYURT
  3. Blog Yazıları
  4. Üniversite Sınavı Öncesi Ailelere ve Öğrencilere Tavsiyeler

Üniversite Sınavı Öncesi Ailelere ve Öğrencilere Tavsiyeler

Sınavlar, öğrencilerin akademik başarılarını belirleyen önemli ölçütlerden biridir ve bu süreç yalnızca öğrencileri değil, aynı zamanda ailelerini de doğrudan etkiler. Sınav dönemleri, öğrenciler için yoğun bir hazırlık sürecini, stres yönetimini ve zaman planlamasını gerektirirken, aileler de bu süreçte çocuklarının yanında olup onlara destek sağlamalıdır. Akademik başarı, yalnızca ders çalışmakla değil, aynı zamanda duygusal ve psikolojik destekle de şekillenir. Ailelerin öğrencilerle doğru bir iletişim kurması, onların kaygılarını anlaması ve motive edici bir ortam yaratması büyük önem taşır. Destekleyici bir tutum sergileyen aileler, öğrencilerin kendilerine olan güvenlerini artırarak başarıya ulaşmalarına yardımcı olabilir.


Bu süreçte aileler ve öğrenciler, birlikte doğru stratejileri benimseyerek sınav dönemini daha verimli ve yönetilebilir hale getirebilirler. Öncelikle öğrencinin bir çalışma planı oluşturmasına yardımcı olmak, düzenli molalar vermesini teşvik etmek ve sağlıklı bir uyku düzeni sağlamasına katkıda bulunmak önemlidir. Ayrıca, öğrencinin sınav kaygısını artıran baskıcı tutumlardan kaçınılmalı ve onun çabasına odaklanarak motive edilmelidir. Aile içindeki olumlu bir atmosfer, öğrencinin sınava daha rahat hazırlanmasını sağlar ve akademik başarısını olumlu yönde etkileyebilir. Bu nedenle, sınav sürecinde ailelerin bilinçli ve destekleyici bir rol üstlenmesi, öğrencinin hem akademik hem de psikolojik olarak güçlenmesine katkıda bulunacaktır.

Ailelere Tavsiyeler:

  • Sınav sürecinde veli desteği, öğrencilerin başarılı olmaları için kritik bir rol oynar. Desteğiniz çocuğunuzun sınav stresiyle başa çıkmasına ve motivasyonlarını artırmalarına yardımcı olur. 
  • Çocuğunuza olumlu bir tutum ve güven aşılamak, onların özgüvenlerini artırır ve sınav stresini azaltır.
  • Sınav stresi, öğrencilerin akademik performansını doğrudan etkileyebilen önemli bir faktördür. Aşırı stres, öğrencinin motivasyonunu düşürebilir, odaklanma becerisini zayıflatabilir ve kaygı seviyesini artırarak bilgiyi hatırlamasını zorlaştırabilir. Bu nedenle, ebeveynlerin çocuklarına sınav sürecinde yalnızca akademik destek sunmakla kalmayıp, aynı zamanda stresle başa çıkma becerilerini kazandırmaları da büyük önem taşır. Stres yönetimi konusunda çocuklarını bilinçlendiren aileler, onların sınavlara daha sağlıklı bir bakış açısıyla yaklaşmalarına yardımcı olabilir. Örneğin, derin nefes alma teknikleri, gevşeme egzersizleri ve olumlu düşünme alışkanlıkları gibi yöntemler, öğrencinin stres seviyesini azaltarak daha verimli bir çalışma süreci geçirmesini sağlayabilir.
  • Ailelerin çocuklarıyla birlikte rahatlatıcı ve keyif verici aktiviteler yapmaları da sınav stresini azaltmada etkili olabilir. Düzenli olarak yapılan yürüyüşler, hafif tempolu egzersizler veya yoga gibi fiziksel aktiviteler, vücuttaki stres hormonlarını azaltarak öğrencinin daha sakin ve dengeli hissetmesini sağlar.
  •  Ayrıca, sevilen bir filmi birlikte izlemek, doğada vakit geçirmek veya kısa bir mola vererek sohbet etmek, öğrencinin zihinsel rahatlamasına katkıda bulunabilir. Bu tür etkinlikler, yalnızca sınav kaygısını hafifletmekle kalmaz, aynı zamanda aile içindeki bağları da güçlendirir. Ebeveynlerin, sınav sürecini sadece bir başarı kriteri olarak görmek yerine, çocuğun duygusal ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurarak ona destek olmaları, öğrencinin hem akademik hem de psikolojik olarak daha güçlü bir şekilde bu süreci yönetmesine yardımcı olacaktır.
  • Çocuğunuzun düzenli yaşam tarzını benimsemesi için teşvik etmelisiniz. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku, çocukların zihinsel ve fiziksel olarak daha iyi hissetmelerini sağlar.
  • Evde destekleyici bir çalışma ortamı oluşturmak da önemlidir. Çocukların ders çalışabilecekleri sessiz ve düzenli bir ortam sağlamak, odaklanmalarını kolaylaştırır ve verimliliklerini artırır. Eğer çocuğunuz evde pek ders çalışamıyorsa kütüphaneye gitmesi konusunda da teşvik edebilirsiniz. Kütüphaneler, sessiz ve düzenli bir çalışma ortamı sunar. Bu ortam, öğrencilerin dikkatlerini dağıtan unsurlardan uzaklaşmalarını ve daha verimli bir şekilde çalışmalarını sağlar.


Öğrencilere Tavsiyeler:


  • Düzenli bir çalışma programı oluşturun. Dersler arasında dengeyi sağlamak kritik bir adımdır. Her öğrencinin güçlü ve zayıf olduğu konular farklı olabilir. Bu nedenle, programınızı oluştururken bu konuları belirlemek önemlidir. Zayıf olduğunuz konuları anlamak ve bu konulardaki eksiklerinizi gidermek için daha fazla zaman ayırmanız gerekebilir. 
  • Sınav öncesi seri deneme çözmek çok önemlidir. Deneme sınavları, zamanı doğru kullanmayı, her bir soruya belirli bir süre ayırmayı ve hızlı karar verme becerilerini geliştirir. Bolca denemeye girerek sınav stresiyle nasıl başa çıkmanız gerektiğini deneyimleyerek stres seviyenizi azaltabilirsiniz. 
  • Sınav öncesi deneme analizlerini detaylı yapılması da sizi geliştirir. Denemeleri birer boy aynası gibi düşünebilirsiniz nasıl aynaya baktığımızda kendimizi düzeltiyorsak her deneme yanlışlarımızı düzeltmemiz için birer fırsat olabilir. Detaylı bir deneme analizi, hangi konularda zayıf olduğunuzu ve hangi konularda daha fazla çalışmanız gerektiğini belirlemenize yardımcı olur. 
  • Sınav öncesi stresinizi yönetmeyi öğrenmelisiniz. İyi bir stres yönetimi sınavda daha iyi bir performans sergilemenize yardımcı olur. Stres yönetimi becerileri öğrenmek, öğrencilerin özgüvenini artırır. Stres altında olan bir öğrenci, kendi olan güvenini kaybedebilir. Bu yüzden stresle başa çıkma becerilerini geliştirmek, öğrencilerin kendilerine olan güvenini pekiştirir. 
  • Sınav öncesi mental sağlığınızın yanı sıra fiziksel sağlığınıza da dikkat etmeye önem gösterin. Düzenli egzersiz yapmanız, dengeli beslenmeniz ve yeterli uyku almanız daha başarılı olmanıza yardımcı olur. Egzersiz yapmanız beyin fonksiyonlarını artırır böylece dikkat ve konsantrasyon seviyenizi yükseltir. Dengeli beslenme ise vücuda gerekli olan besin maddelerini sağlar ve enerji seviyelerini korur. Ayrıca, yeterli uyku almak, zihinsel ve fiziksel yorgunluğu azaltır. Tüm bu faktörler, sınav stresiyle başa çıkmayı kolaylaştırır ve sınav performansınızı artırır.
  • Başarıya ulaşmak, sabır, disiplin ve kararlılıkla ilerlemeyi gerektiren uzun bir yolculuktur. Bu süreçte, belirlediğiniz hedeflere ulaşabilmek için kendinizi sürekli geliştirmeli, karşılaştığınız engelleri aşmak adına kararlı bir tutum sergilemelisiniz. Başarı, yalnızca yetenek ve zekâ ile değil, aynı zamanda sürekli öğrenme, çaba ve azim ile mümkündür. Her adımda kendinize olan inancınızı koruyarak, hatalarınızdan ders çıkarıp daha iyi bir versiyonunuz olmak için çaba göstermelisiniz.Unutmayın ki her adım, sizin potansiyelinizi gerçekleştirmenize bir adım daha yaklaştırır.


Yayınlanma: 03.04.2025 11:45

Son Güncelleme: 03.04.2025 11:45

#çevrimiçi psikolojik danışmanlık#sınav kaygısı#online terapi#çevrimiçi terapi#psikolojik danışman#üniversite sınavı#zaman yönetimi#kaygı
Psikolog

Sema Nur

ÖZYURT

Uzman Psikolojik Danışman

(*)(*)(*)(*)(*)
6 Yorum
Obsesif Kompulsif Bozukluk
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Depresif Bozukluklar
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

BENİM NEYİM VAR? / PSİKOLOJİK CHECK-UP

“Son zamanlarda içimde bir durgunluk var gibi hissediyorum. Günlük rutinimde bile eskisi kadar keyif alamıyorum. İşte, evde, arkadaşlarla geçirdiğim zamanlarda bile bir boşluk hissediyorum. İçimde bir huzursuzluk var gibi, sürekli bir endişe ve gerginlik duyuyorum. Anlamıyorum, aslında hayatımda büyük sorunlar yok gibi görünüyor; ama bir türlü kendimi iyi hissedemiyorum.""Geçmişte, stresle başa çıkma konusunda daha iyiydim gibi sanki. Ama son zamanlarda, her şeyi kontrol altında tutmakta zorlanıyorum. Uykusuzluk başladı, geceleri sürekli olarak dönüp duruyorum. İştahım azaldı ve enerjim düşük. İşte, bu belirtiler beni rahatsız etmeye başladı. İçimde bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyorum.""Bazen kendime, 'Belki bu sadece geçicidir, kendimi toparlarım' diyorum ama her geçen gün daha da kötü hissediyorum. Artık kendi başıma üstesinden gelebileceğimi düşünmüyorum.”·Bu veya benzeri cümleleri siz de kuruyor musunuz?·Kendinizde iyi gitmediğinizi düşündüğünüz bir şeyler mi var?·Kendinize doğru soruları sorabiliyor musunuz?·Peki cevapları sağlıklı verebiliyor musunuz?·Hayatınızın gidişatını etkileyecek kararları doğru aldığınızı düşünüyor musunuz?Belki de hayatınızın en kötü dönemini yaşıyorsunuz. Geceleri iyi uyuyamıyor, düzensiz yemek yiyor, panik atak krizleri ya da öfke sorunları yaşıyorsunuz… Çevrenizde ya da ailenizde kimse sizi dinlemiyor ve anlamıyor.Belki de bir uzmana danışma zamanının gelmiştir. Bir psikolojik check-up yaptırmak içinizdeki bu karmaşayı anlamanıza ve çözmenizde size yardımcı olabilir.Psikolojik Check-up Nedir?İnsanlar kendilerinde neyin yolunda gitmediğini tanımlamakta zorlanabilirler. Çoğu zaman bir sorun olduğunu bile hissetmezler. Psikolojik check-up mevcut sorunların tespit edilmesi ve çözüm yollarının oluşturulması için bir psikoloji uygulamasıdır. Bireylerin ruh sağlığını değerlendirmeye ve olası sorunları belirlemeye yardımcı olan bir süreçtir.Psikolojik Check-up’ın Avantajları Nelerdir?·Psikolojik sorunların ortaya çıkartılmasını sağlar.·Uygulanan farklı test ve görüşme teknikleri sayesinde olgulara çok yönlü yaklaşılır.·Yapılandırılmış üç görüşme sonrasında sonuç elde edilir.·Check-up sonrası görüşmelerde sorunlarıyla başa çıkması için danışana yol haritası çizilir.Psikolojik Check-up’ın Nasıl Uygulanır?İlk görüşme:İlk görüşmede danışanla ilk temas kurulur, danışana süreç hakkında bilgi verilir.Danışanın anamnezi yani yaşam hikâyesi alınır. Anamnez alırken, kimlik bilgileri, danışanın yaşam hikayesi, geçmişte yaşadığı olaylar, sağlık durumu, aile geçmişi, sosyal ilişkileri, aile yapısı, eğitim geçmişi, iş deneyimleri, hobileri, ilişkileri ve yaşamındaki önemli dönüm noktaları, duygusal durumu ve mevcut şikayetleri gibi birçok konu ele alınır ve hepsi hakkında detaylı bilgiler alınır.Anamnez sürecinde, danışanın duygusal durumu, stres faktörleri, kaygı düzeyi, depresyon belirtileri gibi önemli psikolojik ve duygusal bilgiler de incelenir. Bu bilgiler, danışmanın danışanın ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verebilmesine ve psikolojik danışmanlık sürecinin şekillendirmesine yardımcı olur.Varsa danışanın talepleri dinlenir; süreç bu ihtiyaca göre uyarlanabilir.Görüşme ortalama 75-90 dakika arası sürer.İkinci Görüşme:Check-up için danışanlara geçerlik ve güvenirliği yüksek ölçek ve projektif testler uygulanır. Amaç bilimsel bir şekilde var olan sorunların ortaya konmasıdır.İlk görüşme sırasında elde edilen verilere göre uzman psikolog danışanın ihtiyaç duyduğu sorun alanına göre uygulanacak ölçek ve testlere karar verir.Uygulamalar boyunca danışana bir psikolog eşlik eder ve öncesinde, sırasında ve sonrasında sorularını yanıtlar.Ortalama 3-3,5 saat sürer.*Anamnez görüşmesi ile uygulanan ölçeklerin değerlendirilmesi ve raporlanması 7-10 gün sürmektedir ve sürecin sonunda sonuçların danışana sunulmasından bir gün önce danışana iletilmektedir.(İhtiyaç duyulan sorun alanına göre uygulanacak ölçekleri yazının sonunda inceleyebilirsiniz.)Üçüncü Görüşme:Alanında uzman psikologlar tarafından tahlil edilen ve yorumlanan sonuçlar üçüncü görüşmede danışana detaylı bir şekilde sunulur.Tespit edilen sorunlarla ilgili neler yapabileceği konusunda danışana yol gösterilir.Sonuçların açıklandığı ve son değerlendirmenin yapıldığı son seans ortalama 75 dakika sürmektedir.ÖNEMLİ!• Tüm görüşmeler psikolog-danışan gizliliğinde gerçekleşmektedir.• Online olarak uygulanabilir.• Danışanın takvimine uygun biçimde farklı zamanlara bölünebilir.• Hem özel hayatı hem de iş hayatını ilgilendiren sorunlar tespit edilir.ÖZETLE...Psikolojik check-up toplam 3 parçadan oluşmakta olup 6-7 saat arası sürmektedir.18 farklı ölçek ve testten uygun olanları uygulanmaktadır.Danışan ruhsal durumu hakkında bilgi sahibi olur ve sorunlarıyla mücadele için yol haritası oluşturulur.Online olarak Türkiye’nin her şehrinde veya dünyanın herhangi bir ülkesinde uygulanabilir.Psikolog-danışan gizliliğinde yürür.Hem iş hem de özel hayata yönelik tespitlerde bulunulur.Detaylı bilgi ve randevu için iletişime geçebilirsiniz.ÖLÇEKLERAile Değerlendirme Ölçeği: Ailenin problem çözme, iletişim, aile içi roller, duygusal tepki verebilme, gereken ilgiyi gösterme ve davranış kontrolü işlevlerini değerlendiren ve işlevsiz kaldığı alanları değerlendiren bir kendi bildirim ölçeğidir.Algılanan Stres Ölçeği: İnsanların hayatlarındaki stresin algısının ölçülmesiyle ilgili önemli bir ölçüm aracıdır.Kendini Tanıma Testi: Bireyin kişisel özelliklerinin farkına varmasını ve kendini tanımasını sağlamayı amaçlamaktadır.Maudsley Obsesif Kompulsif Testi (Takıntı hastalığı): Obsesyon (takıntı) ve kompulsiyonların yani takıntıların yarattığı kaygıyı gidermek için uygulanan davranışların belirti düzeylerini ölçmektedir.Mükemmeliyetçilik TestiÖfke Kontrolü Testi: Öfkenizi ne ölçüde kontrol edebildiğinizi, öfke kontrol problemi yaşayıp yaşamadığınızı ölçmeyi amaçlamaktadır.Özgüven Testi: Bireylerin kendilerine ve yeteneklerine olan inançlarını ölçmeyi amaçlar.SCL-90 Psikolojik Belirti Taraması: Belli bir psikolojik durumlar sebebiyle gelen kişilere uygulanarak bu durumun dışında başka ne tür psikolojik durumların olduğunu ortaya çıkarmak ve ortaya çıkan psikolojik durumların ne derecede olduğunu gösteren bir test türüdür. Sosyotropi ve Otonomi Ölçeği: İnsanlara bağımlı ve insanlardan özerk kişilik özelliklerini saptamak ve insanların insanlarla olan etkileşim biçimini/tarzını belirlemek amacıyla uygulanan bir ölçektir.U.C.L.A. Yalnızlık Ölçeği: Kişinin yalnızlık duygusundan yakınmasını değerlendiren bir ölçektir.Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği: Anne, baba, romantik partner, yakın arkadaş ve genel bağlanmaya ilişkin kaçınma ve bağlanmaya ilişkin kaygı durumlarını değerlendiren bir ölçektir.Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ÖlçeğiErteleme ÖlçeğiSürekli Öfke ve Öfke Tarzı Ölçeği (SÖÖTÖ): Bireyin hissettiği öfke duygusunun yoğunluğu ve bu duyguyu gösterme biçimini analiz eden bir ölçektir.Üç boyutlu bağlanma stilleri ölçeği: Bireyin ilişkilerindeki bağlanma stillerini belirleyen bir ölçektir.Barratt Dürtüsellik Ölçeği: Dürtüselliğin görünümü değerlendiren 30 maddelik bir öz bildirim ölçeğidir.MMPI – Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri: Kişilik özelliklerini bilimsel ve objektif olarak ortaya koyan, bireyin kişisel ve toplumsal uyumunu nesnel açıdan değerlendirmeyi hedefleyen bir testtir. Değerler ve davranışların yanında psikopatolojik belirtiler hakkında da doğru ve farklı bilgiler sağlar.

ZAMAN YÖNETİMİ

Ders Çalışırken ”Zaman Yönetimi” Nasıl Sağlanır?2022 Sınava Yönelik “Zaman Yönetimi” Her öğrenci çocukluğundan bu yana kendisine bazı hedefler koyar ve buna ulaşmak için çabalar. Kimisi bu hedeflere daha sıkı sıkıya bağlanmıştır ve önüne çıkan engelleri hiçe sayıp durmadan çalışır. Kimisi zaman zaman bazı düşüşler yaşar, hedeflerini küçültür veya olmayacak düşüncesiyle hepten vazgeçer.Peki, öğrencileri bu süreçte ayakta tutan veya onları bu yolda düşüşe uğratan faktör sizce ne olabilir?İster saatlerce ders çalışalım istersek kendimizi sıkmadan gün içinde daha serbest çalışma saatleri belirleyelim. Burada bizi hedefe götüren faktör az veya çok ders çalışmak değil; etkili ve verimli ders çalışmaktır. Peki, bu etkili ve verimli ders çalışmak nedir? Biz verimli ders çalıştığımızı nasıl anlarız? Bunun için öncelikle yapılması gereken “Zaman Yönetimi” ni iyi bilmektir. Gün içinde ne zaman, nasıl ve hangi derslere çalışacağımızı bilmiyorsak; ne zaman dinleneceğimizi, dinlenme saatlerini nasıl geçireceğimizi ayarlamamışsak ders çalışmamızın pek de kıymeti kalmıyor ne yazık ki.Gelin şimdi sizlerle bu zaman yönetimini konuşalım.Sabahtan akşama kadar birçok işle meşgul olup da yine de verim alamıyorsak, bütün gün boyunca ne yaptığımızı hiç bilmeden akşam oluveriyorsa, ele avuca sığacak değerde işler yapmadan günü bitiriyorsak evet biz zaman yönetimini yapamıyoruz demektir. Öğrencilerde ise bu durum ders çalışırken büyük önem arz etmektedir. Sınava aylar öncesinden ders çalışmaya başladığımız halde bazen konuların yetişmediğine ve istediğimiz başarıyı elde edemediğimize şahitlik ederiz. Bazen de görürüz ki bazılarımız sınava 2-3 ay gibi kısa bir zaman kalmasına rağmen konuları vaktinde yetiştirip istediği başarıyı elde etmiştir. Üstelik kendilerini hiçte yormadan ve kendilerine de zaman ayırarak. Peki, sizce bu öğrenciler bu başarıyı sabah akşam saatlerce ders çalışarak mı elde ettiler? Bence hayır. Bu öğrencilerin en büyük ve güçle silahı zaman yönetimini yapabiliyor olmaları. Zaman Yönetimi TeknikleriBaşarı ve başarısızlık arasındaki o ince çizgiyi iki kelimeyle özetleyecek olursak bu “zaman bulamadım” olurdu. Eğer bir gün 30 saat olsaydı çok iyi olacaktı, o zaman konularımı yetiştirebilirdim diyebilirsiniz. Ancak şimdi sizler için göstereceğim teknikler sayesinde günün uzamasına gerek kalmadan sadece bir kısmını ders çalışmaya ayırarak güzel ve etkili sonuçlar almanız mümkün. 1-Pomodoro TekniğiBu teknik Francesco Cirillo tarafından 1980’lerde geliştirilmiştir. Zamanınızı etkili ve verimli kullanma konusunda oldukça başarılı bir tekniktir. Bu teknik ile çalışma saatlerini parçalara ayırıp bu parçaları da molalarla birlikte desteklemek esastır. Örneğin 25 dakika ders çalışıp 5 dakika mola vermek sonra tekrar 25 dakika ders 5 dakika mola olarak bu teknik uygulanır. Gün içinde 4 defa bu şekilde bir çalışma şeklinden sonra 15-20 dakika gibi daha uzun mola verilir. Bu tekniğin en önemli avantajı sık molalar vererek enerjimizi ve psikolojik sağlamlığımızı dinç tutmaktır. Molaların kısa olması sebebiyle de sosyal medya, televizyon gibi zaman tuzaklarına düşmek yerine bu molaları daha çok dinlenmek veya kısa bir el-göz egzersizleriyle taçlandırmak esastır. Pomodoro Tekniği ile kendinizi ders çalışmak için daha zinde ve mental olarak yeni şeyler öğrenmeye kendinizi daha hazır hissedeceksiniz. 2-O Kurbağayı Ye Tekniği (Zor İşin Üstesinden Gelmek)Brian Tracy’ e ait olan bu teknik, Mark Twain’in ” Sabah ilk iş olarak canlı bir kurbağayı yiyin ve günün geri kalan kısmında başınıza daha kötü bir şey gelmez”söylemi neticesinde ortaya çıkmıştır. Sabah ilk iş olarak hiç yapmayı istemediğimiz ama yapmamız gereken, sürekli ertelediğimiz o işi yaparak güne başlamak esastır. Bunu, çalışmayı hiç sevmediğiniz ama en çok yanlış yaptığınız bir ders olarak düşünebilirsiniz. Günün ilk saatlerinde bu dersi çalışarak programa başlayıp bitirdikten sonra şöyle derin bir “ooh” çekerek artık diğer sevdiğiniz o derslere geçerseniz hem günü verimli geçirmiş hem de zorlandığınız o derse de vakit ayırarak onu da aradan çıkartmış olacaksınız.3-168 Saat TekniğiLaura Vanderkam tarafından ortaya çıkan bu teknik, bir haftadaki toplam saatleri göstermektedir. Peki, bunu bilmek bizim ne işimize yarayacak dediğinizi duyar gibiyim. Bu teknik sayesinde bir haftanın aslında birçok saat diliminden oluştuğunu daha iyi idrak edecek ve yapılması gerekenleri öncelik sırasına koyabileceğiz. Vaktim yok, yetiştiremiyorum gibi bahaneler üretmek artık bizim işimize yaramayacak. 168 saati çalışmamız gereken konulara bölerek günü ve haftayı daha verimli geçirmiş olacağız. Düşündüğünüzden çok daha fazla zamanınız var, unutmayın.Sınav süreci zor ve meşakkatlidir bunun hepimiz farkındayız. Ancak ulaşmak istediğimiz hedeflerde bir o kadar güzel. Hedeflerinize giden yolun sizler için nasıl daha kolay ve etkili olabileceğini bu teknikler sayesinde öğrenip uygulamanız temennimdir. 4-Kanban TekniğiZamanını etkili ve verimli kullanma konusunda sorun yaşayanlar için kesinlikle denenmeye değer bir tekniktir. İlk olarak “Yapılacaklar” başlığı oluşturuluyor ve altına maddeler halinde yapılacak işler sıralanıyor. İkinci bölümde, şu an yapmakta olduğunuz işler “Yapıyor Olduklarım” başlığı altında maddeler halinde yazılıyor. Daha önce “Yapılacaklar” bölümünde yer alan ve şu an yapılmaya başlanan işler de bu başlık altına kaydediliyor. Son başlık ise bitirilen işlerin toplandığı bölüm. “Yapıyor Olduklarım” bölümündeki işler bitirildiğinde bu başlık altına yazılıyor. Buradaki amaç; bitirilmiş işleri görmemizi sağlayarak, diğer işlerin bitirilmesi için bizi motive etmek. Kanban tekniği süreç boyunca sizin yapılması gereken işleri bir akış içinde görmenizi ve bunu görselleştirerek daha akılda kalıcı hale getirmenizi sağlar. Bu sayede çalışma verimliliğiniz artarken aynı zamanda daha kolay ve etkili bir çalışma süreci geçirmiş oluyorsunuz.
Şeyma DAMAR 30.08.2021